(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/11872 E. , 2011/11769 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü, daha önce açtıkları davada davacının destekten yoksun kalma zararının 5.553,02 TL olarak hesaplandığını ve mahkemece taleple bağlı kalınarak 333,33 TL.ye hükmedildiğini belirterek bakiye 5.219,60 TL destek zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; tarafları ve konusu aynı olan önceki karar kesinleşmiş olup kesinleşen bu kararın kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davalıların sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu davacının eşi olan ... ... öldüğü için davacı ile birlikte çocukları ... ve ... ...
1.AHM de (2007/343 E -2008/330 K ) dava açarak destekten yoksun kalma ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, aktüerya uzmanı olan bilirkişiye yaptırılan hesaplamada davacı eş ...’nin destek zararının 5.553,02 TL olduğu hesaplanmış, mahkemece taleple bağlı kalınarak ve fazlaya dair hakları da saklı tutularak 333,33 TL destek zararına hükmedilmiştir.
Davacı vekili ilk davayı açarken fazlaya dair haklarını saklı tuttuğundan ek dava olarak eldeki davayı açmıştır. Bu durumda, kısmi davanın tesbite ilişkin bölümü, görülmekte olan ve aynı maddi ve hukuki sebeplere dayanan bu ek dava içinde de, kesin hüküm " delil" teşkil edecektir. Kesin hüküm bulunan bir konuda ise, mahkemenin, bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak yoktur. Başka bir anlatımla, sonradan açılmış olan ikinci "ek" davaya bakan mahkeme, kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen hükmün tesbite ilişkin bölümü ile bağlıdır. (HGK.nun 25.3.1983 tarih 9/1684-295 karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklamaların ışığında, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.