(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7465
- Karar No
- 2013/8858
- Karar Tarihi
- 23.05.2013
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Aile Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/7465 E. , 2013/8858 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Dava dilekçesinde, babalığın tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı anne, davalı ve arkadaşlarının tecavüzü sonucu hamile kaldığını, ceza dosyasında alınan raporda davalının baba olduğunun tespit edildiğini belirterek babalığın tespiti ve çocuk için nafakaya karar verilmesini istemiş, mahkemece hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dava reddedilmiştir.
1.Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesi çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuğun isteyebileceklerini ve bu davanın babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılacağını, 342. maddesi ise ana ve babanın velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcileri olduğunu düzenlemiştir. Ana açtığı davada, evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğunun babasının belirlenmesini, davalı ile çocuk arasında soybağının hükümle kurulmasını istediğine göre, davanın çocuk adına ve onu temsilen de açıldığının kabulü gerekir.
Türk Medeni Kanununun 337.maddesi uyarınca evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun velayeti anaya ait ise de, kanun koyucu, babalık davasında ananın her zaman çocuğun yararına davranmayacağı ilkesinden hareket ederek bu durumlarda 426/2. maddesi uyarınca küçüğe kayyım atanmasını, 301/3. maddesine göre ise davanın Cumhuriyet savcısı ile Hazineye; ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbarını düzenlemiştir. Böylece yargılamada ana ve babanın çocuk aleyhinde birleşmeleri ve onun zararına bir durumun doğumu önlenmek istenmiştir. Aynı Yasanın 303/2. maddesinde düzenlenen ''Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar'' hükmü Anayasa Mahkemesinin 2010/71 Esas 2011/143 Karar sayılı ve 27.10.2011 tarihli kararıyla iptal edilmiş ve mahkemenin karar tarihinden sonra 08.02.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece, açıklanan yasa hükümleri uyarınca çocuğa dava tarihinden sonra kayyım atandığı ve Cumhuriyet savcısı ile Hazine'ye ihbar gerektiği gözetilmeden karar verilmesi,
2.Türk Medeni Kanunu'nun 303/4.maddesinde ''Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir'' hükmü düzenlenmiştir. Annenin Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesinden kısıtlandığı dikkate alındığında, bu hususun gecikmeyi haklı kılan sebep olduğu değerlendirilmeden hüküm kurulması,
3.Davacı anne Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesinden, çocuk 404. maddesinden kısıtlanmış olup her ikisine de Murat Baldemir vasi olarak atanmıştır. Ayrıca aynı vasi küçüğe kayyım olarak da atanmıştır. Yasanın 426/2. maddesine göre yasal temsilci menfaatleri çatışan kısıtlananları aynı anda temsil edemeyeceğinden vasi Murat Baldemir dışında bir şahsın kayyım atanması gerektiğinin düşünülmemesi,
4.Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi uyarınca babalık davasının açılması hususunda vesayet makamından izin alınmaması, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.