Esas No
E. 2009/4148
Karar No
K. 2010/2840
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2009/4148 E.  ,  2010/2840 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İş Mahkemesi

TARİHİ : 10/02/2009

NUMARASI : 2008/426-2009/39

Davacı,  16/06/1989-04/10/2000 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine  karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin   kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Davacı, 16.06.1989-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa'ya tabi  Bağ-Kur sigortalısı  sayılması gerektiğinin tesbitini  istemiştir. Mahkemece  istemin kabulüne karar verilmiş ise de; varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.  Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1479 sayılı Yasa'ya 4956  sayılı Yasa ile eklenen  Geçici 18. maddesinde  “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren   başlayacağı  ancak bu Kanuna göre zorunlu, sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay  içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri  arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve  belgelenen  bu sürelere ilişkin olarak  prim borçlarının tamamını tebliğ  tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak  değerlendirileceği bildirilmiştir.  

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 26.08.2003 tarihli işe giriş bildirgesi ile 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 16.6.1989  tarihinden itibaren Vergi kaydının bulunduğu, Oda kaydının ve Esnaf Sicil kaydının bulunmadığı, Kurumun cevap dilekçesinde davacının 1989-2000 arası prim borçlarını 5510 sayılı Yasadan faydalanarak ödemek istediği, ancak 19.7.2008 tarihli hesap özetinde kabul edilen sigortalılığı boyunca Temmuz 2008 hariç prim borcu bulunmadığından  ve çıkan Yasanın da hizmet borçlanması olmayıp gecikmiş prim borçlarına ait  olduğuna dair kendisine 21.7.2008 de bilgi verildiği belirtilmektedir.

Somut olayda davacının talebi 16.6.1989-4.10.2000 tarihleri arasında sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Her ne kadar  1479 sayılı Yasa'ya 4956  sayılı Yasa ile eklenen  Geçici 18. maddesi uyarınca davacının 26.8.2003 tarihinde Kuruma başvurusu mevcut ise de; tespiti istenen dönemle ilgili davacının her hangi bir prim ödemesi bulunmadığından bu sürenin sigortalılık süresi olarak tespiti mümkün değildir. 26.8.2003 tarihli başvuruda vergi kaydının başlangıcı 16.6.1989 tarihi olarak gösterilmiş, davacı tarafından bu sürenin borçlanılması talebinde bulunulması şart değilse de; bu güne kadar herhangi bir prim ödemesi yoktur.  Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi  gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde 04.10.2000 tarihinden önceki dönem için tesbit  kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.03.2010 gününde oyçokluğuyla  karar verildi.

Davacı 26.08.2003 tarihinde tescilinin yapılması için davalı Kuruma işe giriş bildirgesi düzenleyerek başvurmuş ve 04.10.2000 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa'ya göre sigortalı olarak tescil edilmiştir. Sayın Çoğunluk davacının giriş bildirgesini 1479 sayılı Yasa'ya 4956  sayılı Yasa ile eklenen geçiçi 18. maddeye göre başvuru kabul etmiş ve prim ödemediğinden davanın reddi gerektiği sonucuna varmıştır. Sözü edilen geçici 18. maddede 20.04.1982-04.10.2000 döneminde vergide kayıtlı olunan sürelerin borçlanılabilmesi için ayrıca yazılı başvuru koşulunu aramaktadır. Somut olayda davacının yazılı başvurusu bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi gerektiği görüşünde olduğumdan bozma gerekçesi nedeniyle Sayın Çoğunluk  görüşüne katılmıyorum.                                                                    

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.