Esas No
E. 2020/1419
Karar No
K. 2022/1106
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2020/1419
KARAR NO: 2022/1106

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/11/2019

NUMARASI : 2016/90 E. - 2019/478 K.

DAVALI

GEREKÇE

1.Asıl dava, davalı Şirkete ait 2005/50464 sayılı markanın, kullanmama ve kötüniyetli tescil sebebi ile hükümsüzlüğü olmadığı takdirde 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca iptali istemlerine, birleşen dava da markanın SMK'nın 9. maddesi uyarınca kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere birleşen dava, davalı Şirket adına tescilli markanın SMK'nın 9. maddesi uyarınca kullanmama nedenine dayalı iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, asıl davada da aynı markanın kullanmama nedeniyle iptalinin talep edildiği, dolayısıyla asıl davanın birleşen dava yönünden derdestlik teşkil ettiği kabul edilerek birleşen davanın derdestlik nedeniyle yazılı şekilde reddine karar verilmiştir. Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-ı maddesi anlamında derdest bir davadan bahsedebilmek için tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olması ve daha önce açılmış bulunan bu davanın hâlen görülmekte olması gerekmektedir.

Somut olay bakımından asıl davada, birleşen davanın da konusunun oluşturan markanın kullanılmadığı iddiasıyla iptali talep edilmişse de, asıl davadaki bu talebin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen 556 sayılı KHK'nın 14. maddesine dayalı olduğu, birleşen davada ise aynı markanın 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca kullanmama nedenine dayalı iptalinin talep edildiği, asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle markanın kullanımının ispatlanması gerektiği dönemlerin farklı bulunduğu, bu bağlamda her ne kadar asıl dava ve birleşen davanın tarafları aynı olsa da dava sebebinin ve konusunun farklı bulunduğu gözetildiğinde asıl davanın birleşen dava bakımından derdestlik teşkil etmeyeceği anlaşılmış olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin aynı taraflar arasındaki benzer bir uyuşmazlıkta verdiği 2020/1626 E- 2021/2026 K sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davanın birleşen dava yönünden derdestlik oluşturmayacağı nazara alınarak birleşen dava yönünden işin esasına girilmesi gerekirken birleşen davanın yazılı şekilde dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

2.İstinaf kararın niteliğine göre davacı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm, birleşen davaya yönelik sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/11/2019 tarih ve 2016/90 E. - 2019/478 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,

3.Kararın niteliğine göre davacı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm, birleşen davaya yönelik diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4.Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,

5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,

7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/09/2022 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/10/2022

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Borçlar Hukuku 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 gün ve E.2016/148, K.2016/189 sayılı kararıyla iptal edildiği, anılan kararın 06.01.2017 günlü Resmi Gazete'de yayımlandığı, tescilden önce kullanımla yahut kullanım olmaksızın tescille kazanılan marka hakkının mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, bu sebeple marka üzerindeki hakkın temel haklardan olduğu, sadece kanunla sınırlandırılabileceği, iptal olunan 556 sayılı KHK'nın 14. maddesiyle getirilen kullanma külfetinin mülkiyet hakkı kapsamında bulunan bir sınırlandırma olduğu, mülkiyet hakkına getirilecek sınırlandırmanın sadece kanunla getirilebileceği, kanun hükmünde kararname ile getirilemeyeceği, anılan hükmün bu sebeple iptaline karar verildiği, iptal kararlarının kesinleşen işlem ve kararlara etkili olamayacağı, ancak kesinleşmemiş ve anılan hükme dayalı olarak açılmış ve derdest bulunan ve hatta kesinleşmemiş tüm kararlara etki edeceği, zira mülkiyet hakkını sınırlandıran bir hukuki norma dayalı hüküm tesis edilebilmesi için anılan normun bu yönde tesis edilecek kararın kesinleşmesine kadar hukuki varlığını sürdürmesinin zorunlu bulunduğu, dolayısıyla mahkememizin iptal edilen kararname hükmüne dayalı olarak davalıya markasını kullanma külfetini yükleyemeyeceği, marka ile ilgili ülkemizin katılmış olduğu uluslararası sözleşmelerde kullanma yükümlülüğü getiren doğrudan uygulanabilecek bir hüküm olmadığı, TRIPS'in 19. maddesi hükmünün kullanma yükümü getirmediği, aksine ülkelerin markanın kullanım zorunluluğunu getirmekte serbest olduğunu bir ilke olarak ortaya koyduğu, ancak böyle bir zorunluluk getirilmişse, kullanım hazırlığına ilişkin bu sürenin üç yıldan az olamayacağını belirtiği, dolayısıyla anılan hükmün doğrudan uygulanabilme imkanının olmadığı, diğer yandan Anayasanın 90. maddesi hükmünün mülkiyet hakkı sahibi bakımından uygulanabilir olduğu, mülkiyet hakkının kaybı sonucunu doğuran karar verilmesini isteyenlere bir hak sağlamadığı, esasen kullanma yükümü getiren bir uluslararası sözleşme hükmü bulunmadığından bunun sonuca etkisinin de olmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 K6769 md.14 K6769 md.9 K556 md.14 K50464 md.14 HMK md.355 K50464 md.114 K189 md.14 HMK md.114/1 HMK md.114 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog