2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2010/4952 E. , 2011/5869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kuşadası 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :12.11.2009
NUMARASI :Esas no:2008/97 Karar no:2009/345
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı koca tarafından daha önce açılan boşanma davasının reddine ilişkin karar 20.4.2004 tarihinde kesinleşmiş olup, bu tarihten sonra davalı tarafından 4.8.2005 tarihinde Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayanılarak açılan bağımsız nafaka davasında "kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu kabul edilerek" lehine nafakaya hükmedilmiş bulunması karşısında, eylemli ayrılıkta kocanın kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine, Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi koşullarının bu sebeple oluşmuş bulunmasına göre, davalının tüm davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi gereğince fiili ayrılık sebebiyle boşanmalarına karar verilmiştir.
Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusurunun bulunmaması ya da az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların onun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gereklidir. (TMK.m.174/2) Davalı, 2.10.2002 tarihinde açtığı boşanma davasından 18.7.2003 tarihinde feragat ettiğine göre, feragatten önceki kocadan kaynaklanan olayları affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylara dayanılarak da manevi tazminata hükmolunamaz. Fiili ayrılık süresi içinde kocadan kaynaklanan, davalı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde başkaca bir maddi hadisenin varlığı da ispatalanamıştır. Öyleyse davalının manevi tazminat isteğinin bu sebeple reddi gerekirken, yazılı şekilde manevi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır.