2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2010/5990 E. , 2011/7111 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Dörtyol Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :15.01.2010
NUMARASI :Esas no:2009/380 Karar no:2010/39
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının tedbir nafakalarına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2.Davacı, ilk oturumda tanık M.dinlenmesinden sonra aynı oturumda tutanağa geçen beyanında "başkaca dinleteceği tanığı bulunmadığını" bildirmiştir. Bu durumda delillerini hasretmiş ve bildirmiş sayılır. "Başkaca dinleteceği tanığı olmadığını" beyan ettiği halde, sonraki oturumda başka tanık bulundurması, ikinci tanık listesi niteliğinde olup, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 274.maddesine aykırıdır. Sonraki tanıkların istima olunması bu sebeple usule aykırı olup, beyanları hükme esas alınamaz.
Dinlenen davacı tanığı M.ise taraflar arasındaki hadiselere ilişkin görgüye dayanan bir bilgisi bulunmamaktadır. Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizliğin varlığı ispatlanamamıştır. Bu durumda boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
3.Davacı, boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde 1.885 TL.tutarındaki ziynetlerinin davalı tarafından alındığını ve iade edilmediğini ileri sürerek, bu ziynetlerinin iadesini de istemiş buna ilişkin harcı da yatırmıştır. Davalı ise, 25.11.2009 tarihli oturumda davacıya ailesi tarafından bir ince bilezik iki çeyrek altın takıldığını kabul etmiş, bunun dışındaki ziynet eşyalarını kabul etmediğini beyan etmiş, bu altınları da Adana'da oturdukları dönemde satıp borcunu kapattığını ifade etmiştir. Davalının kabul ettikleri dışındaki ziynetlerin varlığı ve bunların davalı tarafından davacının elinden alındığı kanıtlanamamıştır. Öyleyse, davalının, varlığını ve bozdurduğunu kabul ettiği ziynetlerle ilgili hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsizdir.