2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/17338 E. , 2012/26608 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Nazilli Aile Mahkemesi
TARİHİ :07.07.2011
NUMARASI :Esas no:2010/301 Karar no:2011/586
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, her iki dava yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 09.11.2012 günü temyiz eden davacı-davalı S.A.vekili Av. .ve karşı taraf davalı-davacı N.A.vekili Av. C. E.geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-davacı kadının davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına göre davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Eşler birbirine sadık olmak zorundadır (TMK md. 185/3). Eşlerin sadakat yükümlülüğü evlilik sona erinceye kadar devam eder. Fiilen ayrı yaşamak, taraflar arasında görülmekte olan boşanma davası olması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Dosyaya karardan sonra sunulan Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/1867 soruşturma, 2012/957 karar sayılı, 20.03.2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen soruşturma evrakında davalı-davacı kadının imzalı ifade tutanağında bir başka erkekle bir süre birlikte kaldığı ve boşanınca onunla evlenmek istediğini açıkladığı gibi;evlenmeden önceki hayatı hakkında bilgi verilmesi gereken hususları eşinden gizlediği anlaşılmaktadır. Davacı-davalı kocanın mahkemece de sabit kabul edilen ilk gece sonrası davranışı karşısında; her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte kocasına göre davalı-davacı kadın daha fazla kusurlu duruma düşmüştür. Kusur durumu böyle oluşunca da davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi; ayrıca davacı-davalı kocanın da tazminat taleplerinin kabulüyle uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdiri gerekirken, bu taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz hale gelmiş, bozmayı gerektirmiştir.