2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/21769 E. , 2012/27201 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Gerede Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :22.03.2012
NUMARASI :Esas no:2011/67 Karar no:2012/125
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Davacı koca tarafından 20.1.2004 tarihinde açılan boşanma davası reddedilmiş ve karar 29.07.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere toplanan delillerden davacı kocanın başka bir kadınla karı-koca hayatı yaşadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Boşanmaya neden olan olaylarda bir başka kadınla yaşayan ve ondan bir de çocuğu olan davacı kocanın tamamen kusurlu olup davalı kadının bir kusurunun bulunmadığı ve bu olayların davalı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK md. 4, BK 50, 51, 52 58) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde İsabetsiz gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
3.Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır (TMK md. 169). Dava tarihinden itibaren davalı anne yanında olduğu anlaşılan 28.04.1992 doğumlu müşterek çocuk Büşra için dava tarihinden ergin olduğu tarihe kadar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru olmadığı gibi, davalı anne yanında bulunan müşterek çocuklar F.ve M.E. için takdir olunan nafakaların dava tarihinden itibaren başlatılması yerine talep tarihinden itibaren başlatılması ve yine boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar tedbir, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası şeklinde hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.