2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/11141 E. , 2012/8838 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :11.03.2011
NUMARASI :Esas no:2009/961 Karar no:2011/260
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davaları hakkında yapılan muhakeme sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri ihmal eden, eşine ve eşinin ailesine hakaret eden ve karısını öldürmeye teşebbüs eden davalı-karşı davacı koca, sadakatsiz davranışlar sergileyen davacı-karşı davalı kadına nazaran boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurludur. Bu yön nazara alınmadan, davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi ile koca lehine manevi tazminata hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle kusur tespiti, yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 09.04.2012(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI Davacı-karşı davalı kadının 18.09.2009 tarihinde açtığı davadan "sonra" davalı-karşı davacı erkeğin eşini öldürmeye teşebbüs etmekten tutuklandığı konusunda değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır. Değerli çoğunluk "davadan sonra" gerçekleşen "öldürmeye teşebbüs" olayını bozma kararına gerekçe yapmıştır. Davadan sonra gerçekleşen olaylar ancak yeni bir boşanma davasının konusunu oluşturabileceğinden değerli çoğunluğun farklı düşüncesine katılabilme olanağım yoktur. KARŞI OY YAZISI Davalı-davacı kocanın; birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine ve ailesine hakaret ettiği, başka bir erkekle yakalaması üzerine eşini ağır şekilde yaraladığı, davacı-davalı kadının da henüz evlilik sona ermeden, başka bir erkekle birlikte yaşamak suretiyle Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesindeki sadakat görevini ağır şekilde ihlal ettiği anlaşılmıştır. Davacı-davalı kadın, davalı-davacı kocasının kendisini yaralamasına, kendi sadakatsizlik eylemi ile neden olmuştur. Her ne kadar davacı-davalı kadının sadakatsizlik eyleminin, davalı-davacı kocaya eşini yaralama hakkı vermeyeceği tartışmasız ise de; davacı-davalı kadının sadakatsizlik eylemi hiç yokmuş gibi, ya da önemsiz basit bir kusurmuş gibi, davalı-davacı kocanın ağır kusurlu kabul edilmesi hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmaz. Ayrıca sadakatsiz eş yararına nafaka ve maddi-manevi tazminata hükmedilmesi kamu vicdanını rahatsız edebilir. Açıkladığım nedenlerden dolayı tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin hakkaniyete ve adalete daha uygun olacağı kanısındayım. Bu nedenlerden dolayı sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.