2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/1322 E. , 2012/20964 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Adana 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :29.07.2011
NUMARASI :Esas no: 2010/874 Karar no:2011/989
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından kusur, reddedilen tazminatlar, reddedilen yoksulluk nafakası, velayet ve kocanın kabul edilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Mahkemece davalı-davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan tahkikat ve toplanan delillerden, boşanmaya neden olan olaylarda eşine şiddet uygulayan, ona hakaret eden ve eşinin ailesini istemeyen davacı-davalı kocaya karşılık; davalı-davacı kadının da eşine sürekli olarak hakaret etmeyi davranışı haline getirdiği, çocuğa ve kayınvalidesine fiziksel şiddet uyguladığı ve eşine karşı da fiziksel şiddete teşebbüs ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylar karşısında; tarafların boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Durum böyleyken; davalı-davacı (kadın)'ın ağır kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davası yönünden de Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi koşulları gerçekleştiğine göre; kocanın boşanma davasının kabul kararı bu sebeple sonucu itibarıyla doğru olduğundan; davalı-davacı (kadın)'ın bu yöne ilişkin temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde görülmemiş, boşanma kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiş (HUMK.md.438/son) ve davalı-davacı (kadın)'ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.
2.Davalı-davacı kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediği halde; mahkemece davalı-davacı (kadın)'ın ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası (TMK.md.175) talebinin reddi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3.Velayete ilişkin düzenleme yapılırken, çocuğun yüksek yararı, anne ve babanın isteklerinden önce gelir. Asıl olan çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesinin olası tehlikelerden uzak tutulmasıdır. Mahkemece bu hususta uzmanlardan görüş alınmadan düzenleme yapılması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, aile mahkemesi nezdindeki uzman veya uzmanlara bu konuda inceleme yaptırılıp görüş alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonucuna göre velayet düzenlemesi yapmaktan ibarettir. Açıklanan yönler gözetilmeden, bu konuda eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.