2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/4318 E. , 2012/22390 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 11. Aile Mahkemesi
TARİHİ :29.12.2011
NUMARASI :Esas no:2010/599 Karar no:2011/1786
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "mukabil boşanma ve alacak" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-karşı davalı (koca) tarafından, kadın lehine hükmedilen maddi tazminatın miktarı yönünden, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından ise, kocanın boşanma davası, lehine hükmedilen maddi tazminatın ve nafakanın miktarları ve manevi tazminat ile ziynetler yönünden temyiz edilmekle evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı (koca)'nın tüm, davalı-karşı davacı (kadın)'ın ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece, boşanma sebebi olarak kabul edilen olaylar davalı- karşı davacı (kadın)'ın kişilik haklarına saldırı niteliğinde görülmemiş, bu sebeple kadının manevi tazminat isteği reddedilmiştir. Oysa davacı-karşı davalı (koca)'nın, " seni istemiyorum defol git" diyerek eşini evden kovduğu, bunun haricinde eşine sinkaflı sözlerle küfrettiği toplanan delillerle gerçekleşmiştir. Bu olaylar, davalı-karşı davacı (kadın)'ın kişilik değerlerine saldırı niteliğindedir. Bu bakımdan Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi şartları oluşmuştur. Öyleyse, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve ağırlık derecesi gözetilerek davalı-karşı davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekir. Bu yön gözetilmeden isteğin reddi doğru bulunmamıştır.
3.Davacı- karşı davalı (koca) vekili, 24.5.2011 havale tarihli dilekçesiyle "bilirkişi raporunda tespiti yapılan ziynet eşyalarının tamamının, evliliğin başlarında taraflarca, ev kirası, depozit, boya badana ile ev eşyaları için bozdurulduğunu" bildirmiştir. Davalı-karşı davacı (kadın)'ın, düğünde kendisine takılan ziynet eşyalarını, geri istenmemek üzere kocasına verdiği iddia ve ispat edilmediği sürece, koca bunları eşine geri vermekle yükümlüdür. Bu yönde davacı- karşı davalı (koca) tarafından herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Bunların evin ihtiyaçları için bozdurulmuş olması iade borcunu ortadan kaldırmaz. Bu haliyle ziynetlerle ilgili iddia, bilirkişi raporunda sayılan on adet burma bilezik, beş adet bilezik, yirmi yedi adet çeyrek altın yönünden kanıtlanmıştır. Mahkemenin hatırlatması üzerine davacı-karşı davalı (koca)'nın, yukarıdaki maddi hadiseye uygun düşmeyen sonraki yeminine artık değer verilemez. Öyleyse, bilirkişi raporunda cins, nitelik ve miktarı belirtilen ziynet eşyalarıyla sınırlı olmak üzere davalı-karşı davacı (kadın)'ın talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın M.. A..'ye yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran H..'ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 3. bentteki bozma sebebinde oyçokluğuyla diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi. 24.09.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI Ziynet eşyaları rahatlıkla saklanabilen ve götürülebilen cinsten eşyalar olup bu nitelikleri itibarıyla kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Niteliği itibarıyla kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının ailede ihtiyaç olması halinde, kadının rızasıyla bozdurulması olağan olanıdır. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesi eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılacaklarını hüküm altına almıştır. Davalı-davacı kadın kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir. Davalı-davacı kadın ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması neticeyi değiştirmez. Bu nedenle yerel mahkemenin ziynetlerin reddine ilişkin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.