2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/3161 E. , 2012/22412 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Nevşehir Aile Mahkemesi
TARİHİ :18.10.2011
NUMARASI :Esas no:2010/872 Karar no:2011/681
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ve velayet yönünden; davalı tarafından ise kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının yoksulluk nafakasına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, davacının manevi tazminat talebinin de, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir olayın ispatlanamamış olması sebebiyle reddedildiğinin anlaşılması karşısında manevi tazminatın reddinin açıklanan sebeple sonucu bakımından doğru olmasına göre, davacının da aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.
2.Davalı tarafından davacıya karşı 27.3.2007 tarihinde açılan Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayanan boşanma davası esastan reddedilmiş, karar 14.9.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Bu ret kararı, sözü edilen dava tarihine kadar "kadının evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte bir kusurunun bulunmadığı" konusunda kesin hüküm teşkil eder. Bu nedenle öncesindeki olaylardan dolayı kadına artık kusur yüklenmesi mümkün değildir. Aksi düşünce "kesin hükme" aykırı olur. Taraflar reddedilen davanın açıldığı tarihten sonra da bir araya gelmemişler ayrı yaşamışlardır. Bu dönemde de davada, davacının kusurlu kabul edilmesini gerektirecek yeni bir olayın varlığı kanıtlanamamıştır. Hal böyleyken, mahkemece davacıya kusur yüklenmesi ve davalı koca ile aynı oranda kusurlu kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi tazminat (TMK. m. 174/1) talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.