2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/24761 E. , 2012/29272 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :12.10.2010
NUMARASI :Esas no:2009/1554 Karar no:2010/1151
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tedbir nafakasının miktarına ilişkin itirazları yersizdir.
2.Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacının altı-yedi yıldır bir başka kadınla birlikte yaşadığı ve eşine fiziki şiddet uygulayıp hakaret ettiği, davalının da kocasına herkesin içinde ağır sözlerle küfür ve hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı ağır kusurludur. Ağır kusurlu eşin de davaya hakkı vardır. Bu halde davalının açılan davaya itirazı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değil ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar varsa dava reddedilir. Böyle değil ise, boşanmaya karar verilebilir (TMK md. 166/2). Davalının az da olsa kusuru gerçekleşmiştir. Tarafların ortak çocukları ergindir. Taraflar davacının bir başka kadını tercih etmesine bağlı olarak altı-yedi yıldır fiilen ayrı yaşamaktadırlar. Somut olayın özelliği ve davalının kocasına sarf ettiği sözlerin yıkıcı etkisi "senin her şeyini elinden alacağım" şeklindeki ifadeleri karşısında, davalının davaya itirazı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında davalı bakımından artık korunmaya değer bir yararın kalmadığı görülmektedir. Öyleyse bu şartlar altında tarafları birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK md. 166/2) karar verilmesi gerekirken, isteğin reddi doğru bulunmamıştır.