2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/18959 E. , 2013/25414 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Salihli 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :7.12.2012
NUMARASI :Esas no:2011/426 Karar no:2012/633
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından; karşı boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminat talepleri hakkında verilen karar ve ziynetlerin reddedilen bölümü yönünden, davalı-karşı davacı (koca) tarafından da; kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen nafaka ve kabul edilen ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı (koca)'nın tüm, davacı-karşı davalı (kadın)'ın ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece; "evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında her iki tarafın da aynı oranda kusurlu oldukları" kabul edilmiştir. Oysa, davalı-karşı davacı (koca)'nın, mahkemece belirlenen kusurlu tutum ve davranışları yanında eşine "çocuğu aldırmazsan, sana da çocuğa da bakmam, ikiniz de açlıktan geberirsiniz" diyerek çocuğunu aldırması için baskı yaptığı da anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğini temelinden sarsan olaylarda davalı-karşı davacı (koca)'nın, eşine göre daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken eşiyle aynı oranda kusurlu görülmesi ve buna bağlı olarak maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddedilmesi doğru bulunmamıştır. Mahkemece, davacı-karşı davalı (kadın) yararına Türk Medeni Kanununun 174/1. ve 174/2. maddeleri gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdiri gerekirken, bu isteklerin reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3.Davacı-karşı davalı (kadın)'a, evlenmeleri sırasında 22 adet çeyrek altın takıldığı, bu altınların da kocada kaldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda 22 adet çeyrek altın hakkındaki talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.