Esas No
E. 2012/10405
Karar No
K. 2012/30190
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

2. Hukuk Dairesi         2012/10405 E.  ,  2012/30190 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çivril Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

TARİHİ :03.11.2011

NUMARASI :Esas no:2010/2 Karar no:2011/576

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı koca tarafından kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise kocanın davasının kabulü, kusur belirlemesi, tedbir nafakasının başlangıç tarihi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın temyiz itirazları yersizdir.

2.Davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a- Davacı-davalı koca 24.09.2009 tarihinde terk (TMK md.

164.hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış ve bu davasından 09.12.2009 tarihinde feragat etmiştir. Türk Medeni Kanununun 164. maddesi uyarınca eşe terk ihtarı tebliğ ettirilmesi eşin ihtar talep tarihinden önceki kusurlu davranışlarının affedilip, hoşgörüyle karşılandığına ve bu nedenle yeniden birlikte yaşama isteğine ilişkin bir irade açıklaması niteliğindedir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar ise boşanma sebebi olamaz. Davacı-davalı koca, bu şekilde eşinin ihtardan önceki kusurlarını affettiği, ihtar tarihinden sonra da davalı-davacı kadından kaynaklanan boşanmaya sebep olabilecek nitelikte yeni bir olayın varlığı kanıtlanamadığına göre davacı-davalı kocanın davasının reddi gerekirken; yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir. b-Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesinde yer alan eşlerin sadakat yükümlülüğü evlilik birliği süresince geçerlidir ve boşanma yönünde oluşan karar kesin hüküm halini alıncaya kadar bu yükümlülük devam eder. Toplanan delillerle tarafların boşanma davaları ile ilgili yargılama devam ederken davacı-davalı kocanın 22.03.2011 tarihinde bir başka kadınla evlenmek amacıyla görüştüğü anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu hale göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı koca tamamen kusurludur. Kusur durumu böyleyken mahkemece tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek davalı-davacı kadının maddi-manevi tazminat taleplerinin reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. c- Davalı-davacı kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının davacı-davalı kocanın açtığı 04.01.2010 tarihli dava tarihinden geçerli olacak şekilde başlatılması gerekirken hatalı gerekçe ile davalı-davacı kadının açtığı dava tarihinden itibaren başlatılması da usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a-b-c bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Zekeriya'ya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran İzabella'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.13.12.2012 (Per.)

KARŞI OY YAZISI Değerli çoğunluk cinsel sadakatsizlik konusunda "BOŞANMA YÖNÜNDEN OLUŞAN KARAR KESİN HÜKÜM HALİNİ ALINCAYA KADAR" delil sunabileceğini ileri sürmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri ile Türk Medeni Kanununun 184. maddesi hükmünde CİNSEL SADAKATSİZLİĞE özgü bir istisna bulunmamaktadır. Usul Ekonomi İlkesi ise Yargılamanın HER AŞAMASINDA DELİL SUNMA olanağı anlamına gelmemektedir. Aksi düşüncede Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanununun 184. maddesi hükmünün DELİL SUNMA süresine ilişkin düzenlemeleri İÇİ BOŞ SÖZ YIĞINI haline gelir. Boşanma davasında YARGILAMANIN HER ANI ve AŞAMASINDA delil sunma hakkını tanımak Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesi hükmüne açık bir aykırılık oluşturur. Usul hukukunda NORMATİF karşılığı olmayan değerli çoğunluk görüşüne katılabilmeme Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesi hükmü izin vermemektedir. Farklı düşünüyorum. KARŞI OY YAZISI Feragat; yapıldığı tarihten geçerli olarak, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve bu nedenle feragatten önceki olayların artık dava temeli yapılması, onlara dayanılması mümkün değildir. Feragatin önceki olaylara af etkisi yaratması söz konusu değildir. Bu bakımdan; terk hukuki sebebine (TMK md. 164) dayalı bir davada; davanın ön koşulu olan "terk ihtarı"nın talep edildiği tarihten önceki muhatabın boşanma sebebi olabilecek tüm kusurlarını süpürmesi (af), boşanma sebebine sadece "terk olgusuna etkisi varsa da; bu ihtara dayalı olarak, bekleme süresinden sonra açılması gereken, terke dayalı boşanma davasından davacının feragat etmesi; ihtar talep tarihi ile terke dayalı boşanma davasının açılması davası arasındaki, davalının varsa yeni kusurlu davranışlarını da affettiği sonucuna ulaşılamaz. Bu bakımdan; davacının terke dayalı boşanma davasından feragat ettikten (25) gün sonra açtığı Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı yeni boşanma davasında; davalı eşinin, terk ihtar talep tarihi ile Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı yeni davasının açılma tarihi arasında gerçekleşen kusurlu davranışları varsa; bunları yeni açtığı temyiz incelemesine konu bu dava için dayanmasına ve dava temeli yapmasına yasal bir engel yoktur. Açıklandığı gibi; davacı eşinin terk ihtarından önceki kusurlu davranışlarını affetmiş duruma düşmüştür. İhtar talep tarihi ile Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı olarak açtığı bu dava arasında da davalı eşine kusur olarak yüklenebilecek yeni bir olayın varlığını gösterdiği delillerle kanıtlayamamıştır. Bu durumda; davacı-davalı kocanın Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı boşanma davasının reddi gerekir. Mahkemenin kocanın davasını kabul etmesi hatalıdır. Değerli çoğunluğun kocanın davasının reddine ilişkin bozma sonucuna katılmakla birlikte; bozma gerekçesinin açıkladığım yönde olması gerektiğini düşünüyorum. Değerli çoğunluğun davacı-davalı kadının birleşen boşanma davası ve kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasına ilişkin bozma sonuçlarına ise bütünüyle katılıyorum.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Aile Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog