(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7246 E. , 2010/12546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 40.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi ve davalılardan ..., ..., ... Metal Ofset Teneke Kutu Ambalaj Mak.San.A.Ş. vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.12.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan ..., ..., ... Metal Ofset Teneke Kutu Ambalaj Mak.San.A.Ş. vekili Avukat ..., ... vekili Av.... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine
2.Dava 07.11.1996 tarihinde meydana gelen iş kazası % 17,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’ nun 74.maddesine göre “hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.” Somut olayda davacı 10.02.2000 tarihli dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak 10.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ile ...’dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istenmiştir. Bu dava dosyası ile birleşen Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/933E sayılı dosya içerisindeki 12.09.2003 tarihli dilekçede de davacının bu kez aynı iş kazası nedeniyle davalı ... Metal Ofset AŞ’ne dava yönelterek fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak 10.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istediği, her iki davanın birleşmesinden sonra yapılan yargılama sırasında davanın ıslah edilerek maddi tazminat isteminin 13.080,74-TL artırıldığı, böylece davalı şirket bakımından maddi tazminat isteminin 25.817,74-TL, diğer davalılar bakımından ise 23.080,74-T L olduğu dosya içerisindeki dava ve ıslahdilekçelerinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca HUMK’ nun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde 35.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabul ve uygulamaya göre de gerekçede davacının karşılanmayan zararının 26.886,48-TL olduğu açıklandığı halde hüküm kurulurken davacının maddi zararının 35.000,00-TL olduğuna karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Öte yandan hükme esas alınan kusur raporunda kazalının % 5 oranında kusurlu bulunduğu, hesap raporunda ise kazalının maddi zararının hesabı sırasında kusurun bulunmadığının kabul edildiği görülmektedir. Hal böyle olunca zarar görenin müterafik kusuru nedeniyle ve kusuru oranında tazminattan indirim yapılmak gerekirken bu yönün göz ardı edilerek davacının gerçek maddi zararının hesaplandığı hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Dava konusu iş kazasının 07.11.1996 tarihinde meydana geldiği, 02.12.1996 tarihine kadar tedavi gördüğü ve 02.01.1997 tarihinden itibaren çalışabileceğine karar verildiği ve aynı tarihten geçerli olmak üzere sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının 02.04.2007 tarihinde davasını kısmen ıslah ettiği, ıslahen artırılan miktarla ilgili olarak davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 02.01.1997 tarihinden itibaren çalışabileceğine ilişkin rapora göre 02.01.1997 tarihinden itibaren başlatılmak üzere sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı ortadadır.
Hal böyle olunca, 2.1.1997 tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra davacı tarafından 02.04.2007 tarihinde maddi tazminattın ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalılar tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i nin kabul edilerek ıslahen artırılan miktara ilişkin maddi tazminat talebinin zamanaşımından reddine karar verilmesi gerekirken, ıslahen artırılan miktarı da kapsar biçimde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmeside isabetsiz olmuştur. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.