Aramaya Dön

(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2012/27257
Karar No
K. 2012/26694
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2012/27257 E.  ,  2012/26694 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, iki tarafın yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 28/11/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ

Davacı, çalışmış olduğu işyerinde 09.04.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, söz konusu kaza sebebiyle gitmiş olduğu hastaneden “iş göremez” raporu aldığını, raporun bitim tarihi olan 28.04.2011 tarihinde işe gittiğini, ancak işyeri yetkilileri tarafından işe alınmadığını ve iş sözleşmesine son verildiğini ileri sürerek, işe iadesine, boşta geçen süre için dört ve işe başlatılmama durumunda sekiz aylık ücreti tutarında tazminata hükmedilmesine ve diğer yasal haklarının ödenmesine karar verilmesini istemiş,

Mahkeme, davacının gelmediği 11-15.04.2012 ile 18-27.04.2012 tarihleri arasında iş göremez raporu aldığına, dolayısıyla 4857 sayılı Kanun'un 25/II-g maddesinde öngörülen haklı sebeple fesih koşulunun gerçekleşmediğine ve işçinin savunmasının da alınmadığına dayanarak feshin geçersizliğine karar vermiş ve dairemiz çoğunluğu tarafından da söz konusu karar onanmıştır.

Öncelikle, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebeple feshi hallerinde işçinin savunmasının alınması ve fesih işleminin yazılı olarak yapılması zorunlu değildir. Aynı şekilde davalı işverenin ileri sürdüğü olgular hakkındaki yapmış olduğu hukuki nitelemenin yargılama makamı açısından bir önemi yoktur. Bu bağlamda somut olayda işçinin eylem, tutum veya davranışlarının 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin hangi bendini ihlal ettiği konusunda davalı işverenin yanılgısı da önemli değildir. Mahkeme açısından önemli olan husus, maddi olgular ile bu olguları ispat amacıyla ileri sürülen delillerin ne olduğu ve davalı işverenin neyi amaçladığıdır. Söz gelimi; işveren, bir bayan işçisine tacizde bulunan işçisinin iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun'un 25/II-c. maddesi uyarınca haklı sebeple feshetmiş ise eylemin taciz değil de aynı maddenin (d) bendi kapsamında kalan sataşma eylemini oluşturması durumunda yapılan fesih haklı olmaktan çıkarılamaz. Başka bir deyişle “sataşma” sayılan bir eylemin işverence “taciz” olarak nitelendirilmesi ve buna ilişkin farklı bir bende dayanılması eylemi hukuka uygun hale getirmeyeceği gibi haklı sebeple yapılan feshi de geçersiz hale getirmez. Aksi yönde yapılacak bir yorum kanun koyucunun maksadına, kanunun amacına ve ruhuna, yapılan düzenleme ile korunmak istenen hukuki yarara aykırı olur.

Davalı işveren, davacı işçinin anılan tarihler arasında işyerine herhangi bir bilgi vermeden işe gelmediğini, davacının telefonla arandığı halde kendisine ulaşılamadığını, davacının çalıştığı işte başka bir işçinin görevlendirildiğini, davacının iş kazası geçirmediği halde yalan beyanda bulunarak işyerinde kaza yaptığını söylediğini, oysa işyerinde böyle bir kazanın kesinlikle meydana gelmediğini, davacının Pazar günü işyerine geldiğine dair beyanının da işyeri kapalı olduğu için doğru olmadığını iddia ederek iş sözleşmesini haklı sebeple feshetmiştir. Davalı işverenin iddia ettiği ve dosya kapsamında yer alan delillerle de sabit olan eylem bir bütün halinde değerlendirildiğinde 4857 sayılı Kanun'un 25/II-e. maddesinde yer alan doğruluk, dürüstlük ve bağlılıkla bağdaşmayan bir davranış olarak kabul edilmelidir. İşe devam edilmeyen günlere ilişkin iş göremezlik raporu alınması eylemin devamsızlık açısından haklı sebeple feshine engel ise de doğruluk, dürüstlük ve bağlılığa aykırılık yönüyle haklı sebeple feshe engel değildir. Davacı işçinin yukarıda belirtilen süre boyunca işe gelmediği, durumu işverene bildirmediği, telefonla arandığı halde kendisine ulaşılamadığı sabit, iş kazası geçirdiği ise şüphelidir. İşveren, işçinin habersiz olarak gelmediği durumlarda iş akışını, düzenini, disiplinini ve iş planlamasını sağlamakta ve uygulamakta zorlukla karşılaşmaktadır. İşçi, doktor raporu aldığını ve işe gelemeyeceğini bildirmediği için işverenin işle ilgili gerekli tedbirleri almasına engel olmuş, telefonla arama, tutanak düzenleme gibi bir kısım işlemleri yapmak zorunda kalmış, bunlar için başka işçilerin mesaisini kullanmıştır. İş Kanun'u ve iş hukuku, ne pahasına olursa olsun, her durumda ve her koşulda işçinin menfaatlerini koruyan normatif bir düzenleme değildir. Hukukun korumadığı menfaate hak denilemez. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin tutum ve davranışları hukuk tarafından tasvip edilmiyor ve doğru bulunmuyor ise korunamaz. Çünkü hukuk önünde herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak ve hakkaniyetle davranmak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Davalı işverene ve dosya kapsamında yer alan delillere göre; davacı işçi, herhangi bir bildirimde bulunmadığı halde işe gelmemiş, telefonla aramalara rağmen kendisine ulaşılamamıştır. Davacı işçi, işyerinde herhangi bir kaza olmadığı halde iş kazası geçirdiğini, işyeri Pazar günü kapalı olduğu halde o gün işe geldiğini söylemiştir. Bir işçinin gelmediği sürelere ilişkin kabul edilir bir mazeret ileri sürmesi ve bunu belgelendirmesi onun tüm eylemlerini doğruluğa, bağlılığa ve hukuka uygun hale getirmez. Kaldı ki davacının almış olduğu 18.04.2011 tarihli iş göremezlik belgesinde davacıda “yumuşak doku bozukluğu” teşhisi konulmuş, söz konusu bozukluğun nasıl ve neyle meydana geldiğine dair bir açıklama yapılmamıştır. Ayrıca anılan belgede gösterilen “İş kazası”, “Meslek Hastalığı”, “Hastalık” ve “Analık” sebepleri içinden “Hastalık” sebebi işaretlenmiştir. Dolayısıyla doktora giden davacı hakkında “yumuşak doku bozukluğu” tanısı konulmuş ise de sebep olarak “iş kazası” gösterilmemiştir. Aynı şekilde 11.04.2011 tarihli iş göremezlik raporunda da yumuşak doku travmasının iş kazası ile meydana geldiğine dair bir açıklama yapılmamıştır. İşçinin, sözkonusu eylemlerle doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğu, dolayısıyla iş sözleşmesinin haklı sebeple feshine dair koşulun oluştuğu dosya kapsamında yer alan delillerle de sabittir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 28.11.2012

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İş Hukuku 4857 sayılı Kanun K4857 md.25
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog