(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/11901 E. , 2010/12453 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 02.05.1972-30.04.1983 ve 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arası esnaf ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 13.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. Dava, davacının vergi kaydının bulunduğu 02.05.1972-30.04.1983 ile 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davacının 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tespitine ilişkin karar Dairemizce oyçokluğu ile bozulmuş, mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının otelcilik faaliyetinden 02.05.1972-30.04.1983 tarihleri arasında, minibüsçülük faaliyetinden 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, 04.07.1983 tarihli bildirge üzerine 20.04.1982 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, aynı gün verdiği dilekçe ile vergi kaydının son bulduğu 30.04.1983 tarihi itibariyle faaliyetine son verdiğini bildirdiğinden 30.04.1983 tarihi itibariyle terkin edildiği davalı Kurumca 20.04.1982-30.04.1983 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu yönde; 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu ... sigortalılığı için gerekli yasal koşullar, ... Kanununun 24. maddesi hükmünde düzenlenmiştir ki, özellikle, anılan maddenin uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan, 14/3/1985 tarih ve 3165 sayılı Kanunla değişik şekline göre, bu koşullar; kendi nam ve hesabına, bağımsız çalışma nedeniyle gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olmak veya esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bulunmak veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak ya da belli şirketlerin ortaklarından olmaktır. 1479 sayılı Kanunun, zorunlu sigortalılığın başlangıcı ve bitiş tarihlerine ilişkin 25. maddesi hükmüne göre de;
24.madde kapsamında sigortalı sayılanlarından gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin gerçekleştiği tarihten itibaren başlatılacaktır.
Bu yönde; zorunlu sigortalılık ilkesinin gereği olarak da, bu suretle sigortalı olanların hak ve mükellefiyetleri, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren kendiliğinden, kişinin talebinden bağımsız olarak gerçekleşeceği gibi, sigortalı olmak hak ve mükellefiyetinden vazgeçmek ve kaçınmakta mümkün olmayacaktır. 1479 sayılı Kanun, “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından re’sen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmış, ilgili Yönetmelik uyarınca da; en geç üç ay içerisinde müracaatta bulunmayarak, ...'a giriş bildirgesi doldurmayanlardan; gelir vergisi mükellefi olanların, vergi dairelerinden veya mal müdürlüklerinden alınacak bilgi ve belgelere istinaden tescillerinin Kurumca re’sen yapılacağı ifade edilmektedir. Yasada engel bir düzenleme bulunmaması halinde, anılan mevzuat hükümleri uyarınca ... sigortalılık koşullarını taşıyan bir kişinin resen tescil edilmesi yasal zorunluluktur.
Hal böyle olunca da davaya konu uyuşmazlığın, dava dilekçesindeki istem gözetilerek önceden tescili bulunan sigortalının 1479 sayılı Kanun’un 24. ve 25. maddelerinin 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla değişik şekline göre çözümlenmesi ve davacının vergi kaydının bulunduğu 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması nedeniyle gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyeti olan davacının bu dönemde sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup mahkemece bu yönde verilen karar doğrudur. Öte yandan hiç tescili bulunmayan sigortalılar yönünden ise;
Hizmet akdi ile bir işverene bağlı olarak çalışan 506 sayılı Kanuna tabi sigortalıların primleri işverence karşılandığından söz konusu Kanunun 79. maddesinde sigortalılara işverene karşı hizmet tespiti davası açarak bildirim dışı çalışmaların tespitini sağlama imkanı tanınmıştır. 1479 sayılı Kanuna tabi ... sigortalılarının bir işvereni olmadığı ve kendi sigorta primlerini bizzat kendileri Kuruma yatırmakla yükümlü oldukları için 506 sayılı Kanundan farklı olarak 1479 sayılı Kanunda sigortalının hizmet tespiti davası açmasına imkan tanınmamış olmakla birlikte kanun koyucu çıkardığı kanunlarla zaman zaman ...’a tabi olacaklara bir hak tanıyarak sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu geçmiş sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanını getirmiştir.
İşte bu amaçla ilk defa 2654 sayılı Kanun ile 1982 de ve daha sonra 3165 sayılı Kanun ile 1985’de sigortalılara geçmişte vergiye kayıtlı oldukları sürelere ilişkin prim borçlarını belirli sürede ödemek şartıyla değerlendirme imkanı tanınmış, bilahare 2000 yılında 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesi ile bu uygulama tekrar yürürlüğe konmuş ise de Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali üzerine iptal dönemi de gözetilmek suretiyle son olarak 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile bu konuda yeni bir düzenleme yapılarak bu kanunun 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 18.maddesinde "sigortalılık niteliği taşıdıkları halde kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve yükümlülükleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar" denildikten sonra bu şekilde tescil edilen sigortalılara 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergiye kayıtlı oldukları sürelere ilişkin prim borçlarını ödemek şartıyla değerlendirileceği kurala bağlanmıştır.
Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihten sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Anılan hükümlerde belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir.
Somut olayda davacının 20.04.1982 tarihinde önceden tescili bulunduğundan ve davalı Kurumca resen tescil görevi yerine getirilmediğinden vergi kaydının bulunduğu 18.04.1989-16.06.1992 tarihleri arasında sigortalı sayılmasına engel bir yasal düzenleme mevcut olmayıp 04.10.2000 tarihine kadar hiç tescil edilmemiş kişilere bir hak tanımak amacıyla getirilen 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın geçici 18. maddesinin bu olaya uygulanması mümkün değildir.
Davanın, konusu sosyal güvenlik hakkı olup kamu düzenini ilgilendirmektedir. Kamu düzenine ilişkin davalarda hatalı bozma kararına mahkemece uyma davalı yararına usuli kazanılmış hak sağlamayacağından, Dairemizin 15.2.2010 tarihli oyçokluğuyla verilmiş bozma kararı hatalı olduğundan davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.