(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/34283 E. , 2013/28122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin ikâle ile sona erdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ikâle sözleşmesini imzalarken ... iradesi ile imzalamadığı ve iradesinin fesada uğratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İş sözleşmesinin ikâle ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikâle (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkâle, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikâle tarafların ... iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikâle icabı işverenden gelmişse kanunî tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikâle ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda; davacının davalı işveren bünyesinde 21.04.2011-09.01.2013 tarihleri arasında tıbbi tanıtım temsilcisi olarak çalıştığı, taraflar arasında 09.01.2013 tarihli ikâle sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme gereği davacıya kıdem ve ihbar tazminatı yerine geçmek üzere brüt 9.286,40 TL, üç maaş karşılığı brüt 6.750,00 TL olmak üzere toplam brüt 16.036,40 TL prim ve ek ödeme başlığı altında ödeme yapıldığı dosya içerisindeki ibraname ve bordrodan anlaşılmaktadır.
Davacının eğitim düzeyi, yaptığı iş ve çalışma süresine göre kendisine sağlanmış olan ek menfaatler dikkate alındığında, ikâle sözleşmesini baskı altında imzaladığını ve iradesinin fesada uğratıldığını kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca, irade fesadı olduğu davacı tarafından ispatlanamadığı gibi kendisine ikâle kapsamında makul yararda sağlanmıştır. Bu bakımdan taraflar arasındaki iş sözleşmesi geçerli ikâle ile sona erdiğinden davanın reddi yerine, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmişti 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 140,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 05.12.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Yerel mahkeme kararının yöntem ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece çalışma gün ve sürelerine ilişkin yeterli ve somut araştırma yapılmadığı, soyut ifadeler ile karar verilmesinin isabetli olmadığı farklı gerekçesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 05.12.2013