(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2012/18091 E. , 2013/7387 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 10/03/1979 olduğunun tespitiyle, 01/02/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 10/03/1979 tarihinde hizmet aktine dayalı sigortalı olarak çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 10/03/1979 tarihi olduğunun, 28.01.2010 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 01.02.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının işe alındığı 10.3.1979 tarihinde 14 yaşında olduğu, dönem bordrolarında başka çıraklarla birlikte yer verilmesi ve dosyada dinlenen tanıkların davacının çırak olmadığına ve çalışmalarında mesleği öğrenme unsurundan ziyade emeğinden yararlanma unsurunun üstün olduğuna dair beyanlarının bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkide çalışma olgusunun üstünlüğüne dair somut bir delil bulunmamasına göre, adı geçenin 506 sayılı Yasanın 2.maddesi anlamında sigortalı sayılamayacağı, bu nedenle, sigortalılık başlangıç tarihinin de 10.03.1979 olarak kabul edilemeyeceği; buna göre, 28.01.2010 tarihli tahsis başvurusuna istinaden; 506 sayılı Yasanın 4759 sayılı Yasa ile değişik geçici 81/B-f maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 10/11/1965 doğumlu olduğu, 10/03/1979 tarihinde davalı işyerinde çırak olarak çalışmaya başladığını gösterir işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, davacının bu dönemdeki çalışmalarının Kuruma bildirilmediği anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 3. Maddesinin II/B bendine göre “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır.
Davada tespiti istenen dönemde 05.07.1977 tarihinde yürürlüğe giren 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Yasası yürürlükte olup 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası yürürlükte değildir. Belirtilen nedenlerle çıraklık ilişkisi, çıraklık sözleşmesini düzenleyen 2089 sayılı Yasa'daki koşullar dikkate alınarak irdelenmelidir. Davada tespiti istenen dönemde yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Yasası'nın 4. maddesinde, bu Kanuna tabi bir sanatı o sanat için düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak deneceği, 5.maddesinde çırak olabilmek için 18 yaşından büyük olmamak gerektiği, 16.maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20.maddesinde sözleşmenin bir örneğinin mahalli Çıraklık Eğitimi Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu bildirilmiştir. Öncelikle bir kimseye çırak denebilmesi için o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir.
Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Öte yandan 506 sayılı Yasa'nın 11/12/1981 tarihli 2564 sayılı Yasa ile değiştirilen 60/G maddesinde 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, Geçici 54. maddesinde ise 01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60/G maddesinin uygulanmayacağı bildirilmiştir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacının 18 yaşını ikmal etmeden önce 10/03/1979 tarihinde davalı işyerinde çırak olarak çalışmaya başladığını gösterir işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi davacının çırak olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurmaz. Davacı, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Ayrı bir çıraklık sözleşmesi bulunmadan ve akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanat kazandırmak olduğu saptanmadan davacının çırak olduğuna karar verilemez. Dosyada davacının çırak olup olmadığı yeterince araştırılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; davacının işyeri özlük dosyası ile sigortalı sicil dosyasını getirterek davacı ile davalı işveren arasında çıraklık sözleşmesi bulunup bulunmadığını araştırmak, davacının 10/03/1979 tarihinde başlayan çalışmasında üstün tutulan yönün sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olup olmadığını yada davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığının ve meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulup tutulmadığını dinlenen tanıkların beyanları yeterli olmadığından tespit edilecek diğer bordro tanıklarına veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanlarına sorarak araştırmak, 506 sayılı Yasa'nın Geçici 54. maddesine göre 01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60/G maddesinin uygulanmayacağını gözönünde tutmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik araştırma ile dava konusu dönemde davacının çırak olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.