(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/14449 E. , 2012/7822 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, çağrı merkezi operatörü olan davacının bir süredir aramalara cevap vermediği, müşteriye sesiniz gelmiyor diyerek görüşmeleri sonlandırdığı hakkında birçok tutanak tutulduğu ve kayıtlar dinlendiğinde sesinin geldiğini bildiren bir müşteriye "Evet ben burada size yalan söylemek için bulunuyorum" diyerek yapmaması gereken şekilde cevap verdiği tüm uyarılara rağmen hataları tekrarlandığından geçerli ve haklı sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının görev tanımı yapılmadığından yapmakla ödevli olduğu görevden bahsedilemeyeceği, verilen uyarıların son dönemde olduğu, daha düşük bir ceza verilerek davacıya düzeltme şansının verilmesi gerekeceği belirtilerek haklı ve geçerli fesih sebebi bulunmadığından davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunadır. 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davalıya ait işyerinde 01.11.2006 tarihinden beri çağrı merkezi operatörü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi 27.04.2010 tarihli fesih bildirmiyle davacının ... vize projesi kapsamında gelen çağrıları cevaplamadığı, bu konuda yapılan uyarıya rağmen kısa süre sonra bant kaydında müşterinin sesi geldiği halde sesiniz gelmiyor diye çağrıyı sonlandırdığı ve müşterinin tekrar araması üzerien sesinin geldiğini belirten konuşması üzerine "Evet ben burada size yalan söylemek için bulunuyorum" diyerek kullanılmaması gereken bir uslüp ile karşılık verdiği, tarafına yapılan bu konudaki sözlü ve yazılı uyarılara rağmen görevi ifa etmekten kasten imtina ettiğin gerekçesi 4857 sayılı Kanun'un 25/ II maddesinin h bendi uyarınca tazminatsız feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının çağrı merkezi opratörü olarak görev yaptığı anlaşıldığına göre gelen çağrıları cevaplaması gerektiği konusu tartışmasızdır. Bu yönü ile mahkeme kararında belirtildiği üzere davacının görev tanımının belirsiz olduğundan bahsedilemez. Davacı hakkında tutulan 22.03.2010 ve 14.04.2010 tarihli tutnaklarda davacının müşteri çağrılarını cevaplamadığı veya sesiniz gelmiyor diyerek görüşmeyi sonlandırdığı konusunda iki ayrı uyarı cezası aldığı ve en son davalı şirketin randevularını ayarlama işini yaptıkları müşterileri olan Amerikan Konsolosluğundan gelen şikayet üzerine yapılan bant kaydı denetiminde 23.04.2010 tarihinde davacının müşteriyle bir süre görüştükten sonra sesinin gelmediğini belirtip görüşmeyi sonlandırdıktan sonra müşterinin tekrar arayarak sesinini duyulduğunu hatırlatması üzerine davacının " Evet ben size yalan söylemek için burada bulunuyorum" dediğinin belirlendiği ve bu olaya dair CD kayıt dökümünün dosyaya sunulduğu sabittir. Davalı şirketin başka kişi kurum ve kuruluşların çağrı hizmetlerini üstlendiği anlaşıldığına göre üstlendiği işin ifasının gereği gibi yapılamaması müşteri kaybı gibi olumsuz ticari sonuçları doğuracağı açıktır. Hakkında tutulan tutunaklar verilen uyarı cezaları ve CD kayıt dökümlerine göre davacının davalıyı ticari ilişkilerinde, projelerinde müşterilerine karşı zor durumda bırakacak şekilde olumsuz davranışlarda bulunduğu belirlendiğinden iş sözleşmesi feshinin geçerli sebebe dayalı olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 320,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 19.04.2012 tarihnde karar verildi