(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/15907 E. , 2010/12410 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, 1.5.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine ve bağlanmış olan aylıkların 17.9.2008 tarihinden itibaren aynen ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava, davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun Kurumca bağlanan yaşlılık aylığının, tahsis talep tarihinde kesin dönüş yapmadığından bahisle iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacının 1.5.1996 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 17.9.2008 tarihinde kesilen aylığın aynen ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulü ile davacının kesilen aylığının 01.05.2008 tarihinden itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının Almanya’da 07.07.1997-09.12.1999 ile 08.03.2001-31.12.2004 tarihleri arasında fiilen çalıştığı ve 01.01.2005-30.04.2008 tarihleri arasında davacıya Alman Sigorta Mercii tarafından işsizlik yardımı ödendiği ve 01.05.2008 tarihinden itibaren Alman Sigorta Mercii tarafından yaşlılık aylık bağlandığı, Almanya'da geçen 16.4.1973- 31.12.1995 tarihleri arasındaki çalışmalarını 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığı, borçlanma bedelini ödeyerek 16.4.1996 tarihinde yaşlılık aylığı talep ettiği ve 1.5.1996 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, davalı Kurumca Almanya'da 7.7.1997- 9.12.1999, 8.3.2001- 31.12.2004 tarihleri arasında çalıştığının, 1.1.2005- 30.4.2008 tarihleri arasında işsizlik yardımı aldığının anlaşılması üzerine bağlanan yaşlılık aylığının 7.7.1997 tarihi itibariyle iptal edilip, 7.7.1997- 18.8.1998 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık temelde yaşlılık sigortasından faydalanmak isteyen 3201 sayılı Yasada yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığı koşullarından yurda kesin dönüş koşulu’nun bulunmadığının sonradan anlaşılması halinde, Kurumca uygulanacak işlem ve yaptırımlara ilişkin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle; öncelikle, belirtilen koşul noksanlığının saptanması durumunda; Kurum hak ve yetkilerinin gerek 3201 sayılı, gerekse temel Yasa niteliğinde bulunan 506 sayılı Yasa açısından ortaya koymak yararlı olacaktır.
Gerçekten 3201 sayılı Yasa, kendisinden önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Yasa ile birlikte; yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarına; yurt dışında çalıştıkları süreleri, döviz karşılığı borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı vermiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Anayurt Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşma hakkı tanımıştır. Böylece Türkiye’de çalışıp, belli bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunan Türk Vatandaşları ile yurt dışında çalışanların sosyal güvenceleri açısından bir farklılık kalmamıştır.
Bu tür bir sistem sonucu; 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasada öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir.
Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir. Şu duruma göre; Sosyal Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur.
İşte, görülmekte olan davada uyuşmazlık bu koşul ile doğrudan ilgili olduğundan az yukarda anlatılan hukuki gerçeklerin açıklanması gerekli görülmüştür. Bu bakımdan 3201 sayılı Yasa uyarınca; yaptığı borçlanma karşılığı kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk Vatandaşının, belirtilen “yurda dönüş” şartının gerçekleşmediği veya daha sonraki bir tarihte gerçekleştiğinin anlaşılması halinde Kurumun bu kişiye karşı ne tür işlem yapması gerektiğinin saptanması kaçınılmazdır. Bu bağlamda hemen belirtelim ki, 3201 sayılı Yasa sistemi, yaşlılık aylığından yararlanabilmek için yurda kesin dönüş koşulunu 1985 yılında getirmesine karşılık, yakın tarihe kadar bu koşul Yargıtay uygulamasında katı biçimde kabul edilmemiş; yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşılan ve yurt dışı ilişkilerinin bir süre daha devam ettiği hallerde, Kurumun yaşlılık aylıklarını kesme işlemlerine geçerlilik tanınmamıştır. Ancak, bu konunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine gelmesiyle uygulama tersine dönmüş ve yurt dışında çalışanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi yönünden yurda kesin dönüş koşulunun varlığı zorunlu görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/1997 gün, 1997/10-588 E., 857 K. sayılı ve 22/4/1999 günlü, 1999/21-284 E., 300 K. sayılı ve daha sonra aynı doğrultudaki kararlar).
Ne var ki, sözü edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararlarında; yaşlılık sigortasından yararlanma yönünden yurda kesin dönüş koşulunun varlığının aranmasına karşın, bu koşulun yokluğu halinde yapılması gereken Kurum işlemlerinin ne doğrultuda olması gerektiği yönünden davayla doğrudan ilgilisi bulunmaması nedeni ile bir hukuki tavır alınmamıştır.
Gerçekten bu konuda sözü edilen 3201 sayılı Yasanın, 6.madde (B) fıkrası, sistemi doğrudan olmasa bile dolaylı biçimde ortaya koymuş, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler yönünden Kurumca yapılması gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre;yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem; veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelini iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.
Nitekim; 506 sayılı Yasa sisteminde, yurt içinde çalışanlar için uygulanan yaptırımda belirtilen şekilde olmaktadır. Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, yurt içinde çalışan bir sigortalının, yaşlılık aylığından yararlanmak için Kuruma başvurduğunda, işten ayrılma koşulu gerçekleşmemişse, bu kişiye yaşlılık aylığı bağlanmamakta veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra bu koşulun yokluğu anlaşıldığında aylıklar kesilmekte ve ödenenler geri alınmaktadır. Bunun ötesinde 506 sayılı Yasanın 3279 sayılı Yasa ile değişik 63.maddesinde kabul edildiği biçimde yaşlılık aylığı alanlar sosyal güvenlik destek primi ödeme koşuluyla; yaşlılık aylıklarının kesilmeden çalışmalarını sürdürebilmektedirler. En önemlisi “işten ayrılma” veya “yurt dışından dönüş” koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak, yasalarda öngörülmemiş, sadece; aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçimde yaptırıma bağlanmıştır.
Davacı 7.7.1997 tarihinden itibaren Almanya'da çalışmaya başladığından davalı Kurumca 1.7.1996 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının bu tarih itibariyle kesilmesine ilişkin işlemi doğrudur. Ancak davacının 10.12.1999- 7.3.2001 tarihleri arasında Almanya'da çalışması bulunmadığı gibi bu dönemde işsizlik yardımıda olmamıştır. Davacının kesilen yaşlılık aylığının 10.12.1999 tarihi itibariyle davalı Kurumca kendiliğinden yeniden bağlanması ve Almaya'da çalışmaya yeniden başladığı 8.3.2001 tarihinde yeniden kesilmesi gerekir.
Mahkemece davacıya işsizlik yardımının sona erdiği 30.4.2008 tarihini takip eden aybaşı olan 1.5.2008 tarihi itibariyle tekrar bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi doğru ise de davacıya 10.12.1999- 7.3.2001 tarihleri arasında aylık ödenmesi gerektiğinden, bu dönemde ödenen yaşlılık aylığının davalı Kurumca iptaline ilişkin işlem hatalı olduğundan, mahkemece davacının 7.7.1997 tarihinde kesilen yaşlılık aylığının 10.12.1999 tarihinde yeniden bağlanarak 7.3.2001 tarihinde tekrar kesilmesine karar verilmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.