(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/14374 E. , 2010/12691 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının ve davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ,13.939.00 TL maddi tazminat ile 15.000.00 TL manevi tazminatın 25.08.2007 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davacının iş kazası sonucu % 8.10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı 8.9.2003 tarihinde cereyan eden olayda davacının % 30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Esas Karar 2009/14374 2010/12691 Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 8.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000.00 TL’sına hükmedilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan,haksız fiilden doğan tazminat alacağının faiz başlangıcı haksız fiilin meydana geldiği tarihtir. Talep edilen tazminat alacağına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteniyorsa dava dilekçesinde talep edilmesi gerekir. Davacı dava ve ıslah dilekçelerinde talep ettiği tazminat alacağına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istemesine göre hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarlarına kaza tarihi olan 09.08.2003 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi karar verilmesi gerekirken 25.08.2007 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinmesine, yerine,
“1-Davanın kısmen kabulü ile ,13.939.00 TL maddi tazminat ile 8.000.00 TL manevi tazminatın 09.08.2003 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
2.Maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.672.68 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 960.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 960.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan toplam 881.43-TL yargılama giderinden, kabul ve ret oranına göre takdiren 669.00-TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Alınması gereken 1.184.71-TL ilam harcından peşin alınan 391.50 TL harcın düşümüyle kalan 793.21 TL nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 391.50-TL nispi harç ile 14.00 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 405.50 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 16.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.