(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/14496 E. , 2010/12693 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların mahkemece hükme esas alınan kusur dağılımına ilişkin bilirkişi raporuna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, davacının iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelmesi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden , davacının tünel kalıp ustası olduğu, dava dilekçesinde 1.500.00 TL ücretle çalıştığını ileri sürdüğü, sigorta müfettişince davacının ücretinin asgari ücret olarak tesbit edildiği,imzasız ücret bordrolarında ücretin asgari ücret üzerinden düzenlendiği,davacı tanığının, davacının aylık 1.500.00 TL ücretle çalıştığını, davalı tanığının asgari ücretle çalıştığını beyan ettikleri, Mahkemece İstanbul Ticaret Odasınca bildirilen aylık 1300.00 TL ücretin maddi tazminat hesabında dikkate alındığı, davacının iş kazası sonucu % 32.20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının ve hak sahiplerinin maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise, işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, Mahkemece ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yapılmadan genel bir oda niteliğinde olan İstanbul Ticaret Odası yazısına itibar edilerek eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu açıktır.
Yapılacak iş,davacının gerçek ücretini ilgili meslek odasından araştırmak, davacının dava dilekçesindeki ücrete ait beyanının kendisini bağlayıcı olduğunu gözetmek,tesbit edilecek ücret üzerinden hesap yaptırarak davacının maddi zararını belirlemek , ayrıca davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu dikkate alarak uygun bir miktara hükmetmek ve maddi tazminat istemi ile ilgili çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının ve davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.