(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/16585
- Karar No
- 2010/12745
- Karar Tarihi
- 20.12.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16585 E. , 2010/12745 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, malüllük aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, kesilen maluliyet aylığının 8.5.2007 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacıya çalışamaz durumda olduğu için babasından bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın 08.05.2007 tarihinden itibaren yeniden bağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece Kurum işleminin iptali ile davacının 2/3 oranında malül olduğunun tespiti ile kesilen aylığın davacıya 08.05.2007 tarihinden itibaren ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya Osmaniye Devlet Hastahanesi'nin 13.08.2003 tarihli raporu ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinin 19.02.2004 tarihli raporları esas alınarak 2 yıl süre ile malüliyete uğradığına ve 19.02.2006 tarihinde tekrar kontrol muaynesi yapılması karar verilerek, babasından hak sahibi olması nedeniyle ile ölüm aylığı bağlandığı, Kurumca yaptırılan kontrol muayenesi sonucu 16.03.2004 tarihli Sağlık Kurulu Kararı ile davacının maluliyet halinin devam etmediğine karar verilerek, bağlanan ölüm aylığının 08.05.2007 tarihinden geçerli olmak üzere kesildiği, Mahkemece alınan alınan 21.08.2009 tarihli Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalının raporuna göre davacının çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiğine karar verildiği, anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 68. maddesinde sigortalının ölümü halinde 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malul bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan çocuklara ölüm aylığı bağlanacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasanın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasa’ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahli Kuvvetlerine bağlı asker Hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kululunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Somut olayda davacının Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalının raporuna göre davacının çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiğine karar verilmişse de mahkemece Sosyal Sigortalar YSK 'dan rapor alınmadan sonuca gidildiği görülmüştür.
Yapılacak iş; 5510 Sayılı Yasanın 95. maddesinde öngörülen prosedür uyarınca Kurum Yüksek Sağlık Kurulundan rapor almak, itiraz halinde Adli Tıp Kurulundan rapor almak, çelişki bulunması halinde üst kurul olan Adli Tıp Genel Kurulunda rapor alınarak davacının "çalışamaz" durumda olup olmadığını belirleyerek sonuca gitmektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve özellikle 2/3 oranında malul olup olmadığının değil, "çalışamaz" durumda olup olmadığının belirlenmesi gerektiği düşünülmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.