(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/15989 E. , 2010/12912 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ölüm aylığı bağlanmasına, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacıya ölen sigortalı oğlu Hanefi Kaya'dan ölüm aylığı bağlanması ve aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; sigortalı Hanefi Kaya'nın boşanmış ve iki çocuklu olarak 14.10.2007 tarihinde öldüğü 1.11.2007 tarihinde çocuklarına ölüm aylığı bağlandığı, davalı Kurumca davacı annenin oğlu sigortalının ölümünün 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce olması, 506 sayılı Yasanın ana-babaya aylık bağlanmasına ilişkin 69. maddesinde diğer şartlar yanında sigortalının ölüm tarihinde artan hisse bulunması şartının aranması ve ana-babanın 65 yaşın üzerinde olması durumunda artan hisse aranmaksızın aylık bağlanacağına dair herhangi bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle ölüm tarihi itibariyle artan hisse bulunmadığından davacının tahsis talebinin reddedildiği davacının sigortalının ölümü tarihinde 75 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasanın ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanmasına ilişkin 68/C-b maddesinde “(a) fıkrasında belirtilen ve sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle ana ve babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayan yahut sigortalı babanın ölümü tarihinde evlilik bağlantısı bulunmakla beraber anaları sonradan evlenenlerin her birine % 50'si, oranında aylık bağlanacağı, 69. maddesinde ise “Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamı, sigortalıya ait aylıktan aşağı olursa, artanı, eşit hisseler halinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına aylık olarak verileceği, ancak bunların her birinin hissesinin sigortalıya ait aylığın % 25 ini geçemeyeceği, sigortalının ölümü ile eşine ve çocuklarına bağlanabilecek aylıkların toplamı, sigortalıya ait aylıktan aşağı değilse ana ve babanın aylık bağlanma haklarının düşeceği 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılmasına ilişkin 34. maddesinin 17/4/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 21. maddesi ile değişik d-) fıkrasında ; “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25'i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25'i, oranında aylık bağlanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında somut olayda 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 34 maddesinin yürürlüğe girme tarihinden itibaren tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacının 5510 sayılı Yasanın 34 maddesine göre 65 yaşını doldurmuş bulunmasına göre artık sigortalının çocuklarından artan hisse bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ölüm aylığını hak ettiğinden, 1.10.2008 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanmasına karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.