(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/7867 E. , 2012/19011 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi vekili, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 15.02.2010 tarihinden işten çıkartıldığı tarih olan 01.09.2010 tarihine kadar finansman sorumlusu olarak çalıştığını, son brüt ücretinin 2.598,75 TL olduğunu, 01.09.2010 tarihinde müvekkiline iş sözleşmesinin kadroda daralmaya gidileceği gerekçesi ile feshedildiği bildirilmiş ve oldukça ayrıntılı tüm hukuki yollarını kapayan fesihname imzalatılmak istenmiş olduğunu, müvekkilesinin kanuni yolların tamamını kapayan bu fesihnameyi imzalamak istemediğini belirtince, kendisine hiçbir ödeme yapılmadan ve fesihname verilmeden işyerini terketmesinin istendiğini, müvekkilesinin ertesi gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına giderek sigortasının işe başladıktan iki ay sonra yapılması ve iş sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi sebebi ile şikayette bulunduğunu, müvekkilesinin davalı işveren yanında 15.02.2010 tarihinde çalışmaya başladığının işyeri belgeleri ile belli olduğunu be bu durumun ayrıca tanık beyanları ile kanıtlanacağını, davalı yanın fesih ihbarında ileri sürdüğü gerekçenin tamamen gerçek dışı olduğu gibi haklı bir sebebe de dayanmadığını, 15.02.2010 tarihinde işe alınan müvekkilesinin altı ay onbeş gün sonra daralmaya gidileceği gerekçesi ile işine son verilmesi, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshine ilişkin olarak yapılan bu feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine, işe başlatılmaması halinde tazminatların hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davanın haksız ve kanuni dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle işe iade davasının dinlenebilmesi için dava açan davacının müvekkiline ait işyerindeki çalışma süresinin, kıdeminin altı aydan fazla olması gerektiğini, davacının hizmet süresinin altı ay olmadığını, dört ay oniki günlük bir çalışmasının bulunduğunu, bu sebeple davanın dinlenemeyeceğini, davacının işe başlama tarihinin 15.02.2010 tarihi olmadığını, 20.04.2010 tarihi olduğunu, buna göre de altı aylık kıdeminin bulunmadığını, hizmet süresinin bu dava içinde çözümlenmesinin, belirlenmesinin de mümkün olmadığını belirttikten sonra, müvekkili firmanın davacının çalıştığı bölüm kapsamında kadro daralmasına gidildiğini, davacıya tüm hakları ödenerek sözleşmenin feshedildiğini, davacının müvekkiline ait işyerinden ayrıldıktan sonra yirmidört gün geçmeden başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tanık beyanlarına ve dosyadaki maillere itibar olunarak davacının kıdeminin altı aydan fazla olduğunun kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanun'un 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir. Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Dosya içerisindeki Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre, davacının 20.04.2010 ile 01.09.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde finansman sorumlusu olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı ise işe ilk giriş tarihinin 15.02.2010 olduğunu iddia etmektedir. Yine dosya kapsamından davacının bu hususta açtığı bir hizmet tespiti davası olduğu ve henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Hizmet tespiti davasında verilecek kararın, davacının kıdem süresinin belirlenmesi bakımından somut dosyayı etkileyeceği düşünülmeksizin hizmet tespiti davası sonuçlanmadan tanık beyanlarına göre karar verilmesi dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Mahkemece hizmet tespiti davası bu dava için bekletici mesele yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.