(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/18134 E. , 2012/18811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, 01.11.2011 tarihli genel yönetim kurulu kararlarının uygulanmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını ve 01.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararlarının mevzuata aykırı olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’in 2005 yılından itibaren Genel Sekreter, Abdulvahit Ergun’un 2008 yılından itibaren Genel Basın Yayın Sekreteri olarak profesyonel statüde görev yaptıklarını, yönetim kurulunun ana tüzük ve sendika içi demokratik ilkeleri hiçe sayarak üç yönetim kurulu üyesinin gıyabında profesyonelliğinin iptali (aylıksız izin iptali) ve sendika yöneticiliği görevini amatör olarak sürdürmeleri yönünde karar aldığını, ayrıca ana tüzükten kaynaklanan imza ve temsil yetkilerini ortadan kaldırdığını, sendika yönetim kurulu kararının uluslararası sözleşmelere, Anayasa’ya sendika ana tüzüğü ve mevzuata aykırı olduğunu, yönetim kurulu kararının seçilmiş yöneticileri görevden uzaklaştırma, profesyonelliği kaldırarak aktif ve fiili olarak yönetim görevlerini yerine getirmeyi engelleme olup, hakkın kötüye kullanılması oluşturduğunu, yönetim kurulunun yetkisi olmadığı konularda karar aldığını iddia ederek 01/11/2011 tarihli 315 ve 316 numaralı genel yönetim kurulu kararlarının uygulanmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını ve söz konusu kararların mevzuata aykırı olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, açılan davanın haksız olup reddi gerektiğini, dava konusu tarihte sendika yönetim kurulunca 315 ve 316 sayılı kararların alındığını, dava konusu 315 sayılı kararla daha önce alınmış olan 03.02.2010 tarih ve 21 sayılı karar iptal edilerek Genel Başkan Yusuf Yazgan, Genel Teşkilatlanma Sekreteri .... ve Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ...’ın sendika işlemlerinde yetkili kılındıklarını, bu yönden davacılar açısından herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermeyen bir işlemin mevzuata ve genel hukuk kurallarına uygun olduğunu, bu sebeple davacıların bu yöndeki taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu edilen 316 sayılı kararda ise, 4. olağan genel kurulu müteakiben yönetim kurulunda alınan karar doğrultusunda aylıksız izinli sayılan sendika yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...’ün aylıksız izin kararlarının iptal edilmesine ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesi hükümleri çerçevesinde kurumlarına yazılı müracaatta bulunmalarına dair noterden ihbarname çıkarılmasına karar verildiğini, bu kararın da davalılara herhangi bir hak kaybı vermediğinden yönetim kurulunca alınabileceğini, söz konusu kararda davacıların yönetim kurulu üyeliğine karşı herhangi şekilde demokrasiye veya seçilme özgürlüğüne aykırı işlem bulunmadığını, bu kararın alınmasında davacıların yönetim kurulunu, işlemez hale gelmesine sebebiyet verecek tutum ve davranışlar içerisinde olmaları, yönetim kurulunun çalışma ahengini ve insicamını bozmaları ve buna bağlı olarak sendikanın zarar görüyor olmasından kaynaklandığını, ayrıca davacıların tutum ve davranışları ile sendikanın yöneticileri aleyhine kararlama kampanyaları başlatmaları üzerine haklarında sendika Disiplin Kurulunca Soruşturma başlatıldığını ve davacılara 07/11/2011 tarihli rapor sonucuna göre disiplin cezası verildiğini, profesyonellik kararının zaten sendika yönetim kurulu kararı ile verildiğini ve yönetim kurulu kararı ile de alınabileceğini, çoğunlukla alınan bu kararın hukuka uygun olup, anayasaya, kanunlara ve sendika tüzüğüne aykırılık teşkil etmediğini, davacıların sendikadan ücret almayacak olsa da memuriyetinin tabi olduğu kurumundan maaşlarını alabileceklerini ve mali olarak bir mahrumiyetlerinin olamayacağını, sendikanın amacının tüzüğün 4. maddesinde detaylı bir şekilde belirlendiğini, bu amacın gerçekleşmesi için yönetim kurulunun birlik ve beraberlik içinde çalışması gerektiğini, davacıların sendika amacının gerçekleşmesini engelleyici hareket ve davranışlar içinde olduklarını, bu sebeplerle sendikanın almış olduğu kararın usul ve yasa ile sendikanın amacına uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak iptali istenen 315 ve 316 sayılı yönetim kurulu kararlarında davacıların iddia ettiği gibi aylıksız izinli halinin kaldırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve 316 sayılı karar uyarınca davacılara gönderildiği belirtilen ihbarnamelerin yetkisiz kişilerce çekildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacılar ile davalı sendika arasındaki uyuşmazlık, davalı sendikanın 01/11/2011 tarihinde almış olduğu davacıların aylıksız izinlerinin kaldırılması ile yetkilerinin kısıtlanmasına dair 315 ve 316 sayılı kararların hukuka aykırı olup olmadığı ve iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacılar ile davalı arasında iptali istenen 315 ve 316 sayılı kararların mevcudiyeti ve içeriğine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda değinildiği gibi söz konusu kararların hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin olduğu, 315 numaralı kararın yazılı metninin dosyada bulunduğu, 316 numaralı kararın ise yazılı metnin temyiz dilekçesine ekli olduğu, ayrıca 316 numaralı karar uyarınca 01/11/2011 tarihli davacıların aylıksız izinlerinin kaldırıldığına dair ihbarnamelerin dosya yer aldığı anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre dosyanın iptali istenen kararların hukuka uygunluk denetimi yapılmasına elverişli bir içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Bu itibarla mahkemece hatalı değerlendirme ve gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan iptali istenen yönetim kurulu kararları değerlendirildiğinde;
a)Davalı sendikanın 01/11/2011 tarihli 315 numaralı yönetim kurulu kararında “Yönetim kurulumuz yukarıda belirtilen tarihte toplanarak, ... adına bankalarda hesap açmaya, kapamaya, para yatırmaya, çekmeye, havale için talimat vermeye, para ve mali işlerde düzeni sağlamaya, bu konularda bilumum kurum, resmi makam, gerçek ve tüzel kişiler önünde temsil ve ilzama, hukuki ihtiyaçların giderilmesinin sendikamız ve üyelerimiz adına açılacak yargı mercilerindeki bilumum dava ve takipler, lehte ve aleyhte olan bilumum dava ve takip için avukat tayin etmeye gerektiğinde azletmeye genel Başkan...., Genel Teşkilat Sekreteri ... ve genel Toplu Sözleşme Sekreteri ...’dan herhangi ikisinin çift imzalı olmak kaydıyle yetkili kılınmasına, 03.02.2010 gün ve 21 nolu yönetim kurulu kararının iptaline toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oybirliğiyle karar verilmiştir....”denilmiştir. Bu kararın tüzüğün genel mali sekreterin görevlerini düzenleyen 24. maddesinin “h” bendindeki “Tahsil, tediye, mahsup ve sair muhasebe işlemlerine ilişkin belgeleri ve yazışmaları başkanla birlikte imzalamak” hükmüne aykırı olduğu görülmektedir. Söz konusu kararla birlikte davacı Genel Mali Sekreterin tüzükle düzenlenmiş görevi Genel Teşkilat Sekreteri ve Genel Toplu Sözleşme Sekreterine devredilmiş bulunmaktadır. Bu şekilde 4688 sayılı Kanun’un 12/1-b maddesi ve tüzüğün 60. maddesi uyarınca genel kurula ait olan ve yine aynı Kanun'un 8. maddesi gereğince başka bir organa devredilemeyen, bir başka ifadeyle münhasıran genel kurulca kullanılabilen tüzük değişikliği yapma yetkisi ve görevi yönetim kurulu tarafından kullanılmış ve yerine getirilmiş olmaktadır. Bir başka anlatımla 01/11/2011 tarihli 315 numaralı yönetim kurulu kararıyla fiilen tüzük değişikliği yapılmış olmaktadır. Bu sebeplerle anılan kararın geçersiz olduğu açık olup mahkemece bu yönde tespit yapılması gerekmektedir.
b)Davalı sendikanın 01/11/2011 tarihli 316 mükerrer numaralı yönetim kurulu kararında “Yönetim kurulumuz yukarıda belirtilen tarihte toplanmıştır. Yapılan istişareler neticesinde 12-13/02/2011 tarihinde yapılan olağan genel kurulumuzu müteakiben yönetim kurulumuzun aldığı karar doğrultusunda aylıksız izinli sayılan Sendikamız Yönetim Kurulu üyeleri ..., ... ve ...’ün aylıksız izin kararlarının iptal edilmesine, 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesi hükümleri çerçevesinde kurumlarına yazılı müracaatta bulunmalarına dair noterden ihbarname çıkarılmasına toplantıya katılan üyelerin oybirliğiyle karar verilmiştir” denilmiştir. Söz konusu kararla davacıların fiilen profesyonel sendika yöneticiliği sona erdirilmektedir. Öncelikle kararın yerindeliği konusuna girmeden bu kararın yönetim kurulunca alınabilecek bir karar olup olmadığının ortaya konulması gereklidir. Bu konuda 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesi ve sendika tüzüğü birlikte değerlendirilmelidir. Sendika tüzüğünün 39. maddesinde şube yönetim kurulu üyelerine ilişkin sınırlayıcı bir hüküm bulunmakla beraber genel merkez yönetim kurulu hakkında sınırlayıcı herhangi bir hüküm bulunmadığından belirleyici olan hüküm 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesi olmaktadır. Anılan maddenin 4. fıkrasında, “Sendika veya konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetim kuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyeleri seçildikleri tarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarak bildirirler. Söz konusu yöneticiler sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılırlar. Talepte bulunmayanlar ise kurumlarındaki görevlerine devam ederler. İzine ayrılmayan yönetim kurulu üyeleri haftada bir gün kurumlarından izinli sayılırlar. Sendika yönetim kurulu üyelerinin, bu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için bağlı bulundukları sendikanın şube kurulması için öngörülen üye sayısına ulaşması, konfederasyon yönetim kurulu üyelerinin bu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için ise konfederasyona bağlı sendikaların toplam üye sayısının genel kurullarını delegelerle yapabilecek sendika üye sayısına ulaşması gerekir.” düzenlemesine yer verilirken aynı maddenin 9. fıkrasında ise “Aylıksız izinli sayılanlardan herhangi bir nedenle sendika veya konfederasyon organlarındaki görevlerinden ayrılanlar, görevlerinin son bulması tarihinden itibaren otuz gün içinde ayrıldıkları kurum ve kuruluşa yazılı müracaat etmeleri durumunda, kamu işvereni bu kimseleri otuz gün içinde eski görevlerine ya da uygun diğer bir göreve atamak zorundadır. Otuz gün içinde görevlerine başlamak için başvurmayanlar görevlerinden çekilmiş sayılırlar.” denilmiştir.
Görüldüğü üzere, sendika genel merkez yönetim kurulunun yönetim kurulu üyelerinin aylıksız izne ayrılmasında ve bu halin sona ermesinde her hangi bir karar alma yetkisi mevcut değildir. Aylıksız izine ayrılma davacılara kanun ve tüzük gereği kendi isteklerine bağlı olarak tanınmış bir haktır. Ayrıca bu şekilde yönetim kurulunun karar alabileceğinin kabulü, aynı zamanda yönetim kurulunun kendi üyeleri hakkında fiilen yöneticilik yapmalarına engel olabilecek ve baskı oluşturabilecek kararları alabileceğinin de kabulü anlamına gelir ki bu durumun sendika içi demokrasiyi işlemez hale getireceği açıktır. Bu nedenlerle anılan karar geçersiz olup mahkemece bu yönde tespit yapılması gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.