(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/10268
- Karar No
- 2012/5896
- Karar Tarihi
- 29.03.2012
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- İş Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/10268 E. , 2012/5896 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı bir sebebe dayanmadan, yazılı savunmanın alınmadan feshedildiğini, işverenin işçilerin kanundan kaynaklanan haklı taleplerini bastırmaya yönelik uygulamasının bir sonucu olduğunu, 21.06.2007 tarihinde yetkili ... tarafından çağırılarak istifasının istendiğini, ardından kapı giriş kartına el konulduğunu belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuştur. Dosya, yetkisizlik kararı ile mahkemeye gelmiştir.
Mahkemece, davacının fesih yazısında bildirilen uyarılara rağmen görevlerini yerine getirmediği, çalışmayı reddettiği bu sebeple davacı tarafından yapılması gereken işlerin diğer çalışanlarca yerine getirildiği şeklindeki iddiaların davalı tarafından ispatlanamadığı, davacının istifa edeceğini söylemesine rağmen iş sözleşmesini fesih etmeyerek işyeri düzenini bozduğu iddiasına da davacının bu konuda açık ve net bir taahhüdünün bulunmaması ve işyeri düzenini ne şekilde bozduğu açıklanmadığından itibar edilmediği, fesih yazısında bahsi geçen e-posta içeriğinde, davacının doğrudan bir kişiye hedeflemediği değerlendirmelerin eleştiri sınırları içinde olduğu, davacının işin içine kendisini de kattığı, yazının en sonunda saygılar ifadesinin bulunmasının da bu değerlendirmeleri destekler mahiyette olduğu, bu e-postanın proje ekibinde çalışan arkadaşları ile paylaşılmasının da bu e-postada aynı ekipte çalışan diğer işçilerin bilmemesi gereken özel değerlendirmelerin yer almadığı, davacının gizlilik kuralını da ihlal etmediği, fesih bildiriminde yer alan fesih gerekçelerinin haklı ve geçerli fesih sebebi sayılamayacağı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İşçinin geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı nedenlerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Somut olayda, işyerinde yazılım mühendisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, işyerindeki bir projedeki görevi süresince, özellikle yazılım tasarım dokümanının hazırlanması sürecinde sorumlu olduğu iş ve işi nasıl yapacağı ayrıntılı şekilde kendisine bildirildiği halde, herhangi bir yazılım tasarım çalışması gerçekleştirmeksizin doğrudan kod yazımına geçmesi, çeşitli defalar hatırlatıldığı ve diğer modüllerle olan ilişkilerin belirtilmiş olmasına rağmen konu ile ilgili çalışma gerçekleştirilmemesi, detaylı çalışma planı hazırlamaması, kendisinin de durumunu kabul etmesi, yapılması istenen işi reddetmesi, bunu alaycı ibareler içeren bir e-posta ile amirlerine göndermesi, bunu firmanın diğer bazı çalışanlarına da göndererek işverenin güvenini kötüye kullanarak doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, çalışma sistemini düzeltmesi hususunda amiri tarafından uyarılmış olmasına rağmen işine yeterli özeni göstermemesi, işten ayrılacağını beyan etmesine rağmen istifasını vermeyip iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesine yol açmaya çalışarak işyeri düzenini ve disiplinini bozması nedenleriyle feshedilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının amirine gönderdiği 21.06.2007 tarihli e-postada yer alan “..bence teknik olarak berbat bir doküman ortaya çıktı, ident düzeltmek, tablo oluşturmak ve içeriğini kafadan sıkmak gibi işlerle çok fazla vakit kaybediyoruz, teknik olarak çalışma yapılmadan doküman uyduruyoruz, müşteri önemsemeyecek belki içeriği, ama ben üfürükten bir doküman üzerine hazırlayan kişi olarak adımı yazmak istemiyorum. ..İşportacı gibi çalışıyoruz... Hakikaten artık doküman odaklı çalışma yapmayı reddediyorum, bunu kendime, beynime ve aldığım eğitime hakaret olarak görüyorum, sabah işe gelirken ayaklarım geri geri gitsin diye tercih etmedim bu firmayı. Şu anda tembel, hımbıl, isteksiz, üretken olmayan biri konumundayım. Size aylar öncesinden işten ayrılacağımı haber vermem de bundandır” şeklindeki beyanları işyerinde olumsuzluk yaratıcı niteliktedir. İşyerindeki işin yürütüm şeklinin belirlenmesi, işin ne şekilde yerine getirileceğini çalışanlara bildirilerek onlardan hizmet yükümlülüklerini bu yönde yerine getirmelerinin beklenmesi işverenin yönetim hakkı kapsamında hususlardandır. Yapılan işin niteliğine göre, davacıya çalışacağı projedeki yöntem bildirilmiş, işçi tarafından işverenin belirlediği çerçeveye uygun davranılmamıştır. Diğer taraftan işçi tarafından, bu durum amirine gönderdiği mail içeriği ile kabul edilmiş, ancak iş ortamının gerektirdiği ciddiyet ve sorumlulukla bağdaşmayacak ifadeler kullanılmıştır. Yazının sonunda “saygılar” ibaresinin kullanılması içeriğini değiştirmemektedir. Söz konusu e-posta içeriği işyerinde olumsuzluklara sebep olacak nitelikte olup, işçinin hizmet süresine ve yaptığı işin niteliklerine göre, belirtilen bu eylemleri gerçekleştirmesi iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 250,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 29.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.