(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/16128 E. , 2012/26528 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı, işe başlatmama tazminatı, sosyal yardım alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27/11/2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin işe iadesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesinleşen kararın tebliğ alınması üzerine süresi içinde işe iade için işverene başvurduklarını, ancak davalı işveren tarafından işe başlatılmadıklarını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı farkı, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar ile iş güvencesi tazminatı alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işe iade başvurusunu bu konuda özel yetkisi olmayan vekile yaptığını, bu sebeple davacının süresi içinde işe iade için işverene başvurmadığını, müvekkili şirketin adresinin belli olduğunu ve bunun davalı tarafça da bilindiğini, davacının işe iade konusunda samimi olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının taleplerinde haklı olduğu ve talep ettiği kalemlerde alacakları bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1.Geçersizliğine karar verilen feshin hükümsüz olabilmesi için işçinin kendisinin ya da vekilinin feshin geçersizliğine ilişkin kesinleşen ilamın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlatılmak için işverene başvurması zorunludur. Bu başvuru yapıldıktan sonra işverenin bir ay içinde işçiyi iade edildiği işe başlatma yükümlülüğü doğmaktadır. Bu yükümlülüğe uymamanın yaptırımı ise iş güvencesi tazminatı olarak belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından süresi içinde işveren muhatap gösterilip işe iade başvurusu yapılmıştır. Başvuruda işverenin adresi olarak işe iade kararında yazılı bulunan, ayrıca davacının kendisinin de çalıştığı davalı şirketin şubesinin adresinin gösterilmesi işe iade başvurusunun süresi içinde işverene yapılmadığı şeklinde değerlendirilemez. Ayrıca işe iade başvurusunun önce vekile tebliğ edilmesi ve sonrasında da asile tebliğ edilmiş olması ile vekilin işe iade başvurusunu kabul etme bakımından özel yetkiye sahip bulunması ise bu noktada önem arz etmez. Çünkü önemli olan işçinin süresi içinde işvereni muhatap gösterip işe iade başvurusunu yapmasıdır. Davalı şirketin sonradan şubesinin taşınması ve adresinin değişmesi neticesinde tebligatın davalı şirkete geç ulaşması ise yukarıda değinilen bir aylık hak düşürücü sürenin işlemeye başlaması bakımından önem ifade eder. Diğer taraftan davalı vekilinin hem işe iade davasında hem de bu davada davalı şirketi temsil ettiği dikkate alındığında işe iade başvurusunu önce tebliğ alan davalı vekilinin de vekalet ilişkisi ile dürüstlük kuralları gereğince işe iade başvurusu konusunda davalı şirkete bilgi vermesi gerektiği de göz ardı edilmemelidir. Bu sebeplerle davalının işe başlatmamanın sonuçlarından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmayıp davalının aşağıdaki bent dışında tüm temyizlerinin reddi gerekmiştir.
2.Yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkemece, davacının talep ettiği kalemlerde alacakları bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir.
Ancak davacı vekili tarafından dairemiz içtihatlarına uygun olarak dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde işe başlatmama tazminatı bakımından kanuni faiz istenmesine rağmen bu alacak bakımından mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hatalıdır. Bununla beraber bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. Sonuç:
Temyize konu olan kararın hüküm kısmının birinci bendinde yer alan “ilk davada talep edilen ihbar tazminatı için temerrüt tarihi olan 18/09/2009 tarihinden, ıslah edilen kısım için ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren kanuni faiziyle birlikte” cümlesinin çıkarılarak “dava dilekçesinde talep edilen ihbar tazminatı ve işe başlatmama tazminatı tutarları bakımından temerrüt tarihi olan 18/09/2009 tarihinden, ıslah edilen kısımlar için ise ıslah tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte” fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.