(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14394 E. , 2008/311 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar davalılara, murislerinden intikal eden, 93 parsel sayılı taşınmazdaki kendilerine isabet eden hisselerinden toplam 3000 metre kareyi gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldıklarını, bedelini tamamen ödenmelerine rağmen tapuda devir yapmadıklarını bildirip tapunun iptali ile adlarına tescilini, olmadığı takdirde satın alınan hisselerin dava tarihindeki bedellerinin tahsilini, ıslah dilekçesi ile 23.302.00.YTL nin tahsilini istemişlerdir. Davalılar,davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece,davacıların satış sözleşmesi sırasında ödediği 5.000.000.TL’nin dava tarihinde ulaştığı değer olan 334.48 YTL nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murislerinden kalan taşınmazdaki paylarını satın alıp bedelini ödedikleri halde tapusunun devredilmediğini bildirerek tapunun iptali ile adlarına tescilini talep etmiş, ancak dava devam ederken taşınmazın dava dışı 3. kişilere satılması üzerine de, 15.3.2006 havale tarihli dilekçeleri ile davalarını ıslah ederek taşınmazın satıldığını tescil imkanının ortadan kalktığını bildirip, taşınmazın rayiç değerinin kendilerine ödenmesini istemişlerdir. Mahkemenin kabulünde olduğu üzere noterde yapılan davalıların paylarına ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi geçerlidir. Ne var ki, dava devam ederken dava dışı 3. şahıslara satıldığından, artık tapunun iptali ile davacı adına tescili imkanı ortadan kalkmıştır. Öyle olunca davacılar ifanın imkansız hale geldiği tarihteki taşınmazın kaim değerini isteyebilir. Nitekim 15.3.2006 havale tarihli dilekçe ile de taşınmazın rayiç bedelini istemişlerdir. Taşınmazın 3.şahsa satıldığı tarih itibariyle, yani ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle kaim bedeli bulunup, buna hükmedilmesi gerekir. Taraflar arasındaki gayrimenkul satışı geçerli olduğu halde, geçersiz sözleşmede uygulanan denkleştirici adalet hükümlerine göre karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.