2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/24237 E. , 2013/28165 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Mersin 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :15.02.2013
NUMARASI :Esas no:2012/346 Karar no:2013/125
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Mahkemece davacı kocanın fiili ayrılık nedeniyle açtığı boşanma davası kabul edilmiş ve boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurlu bulunmuştur. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı koca tarafından 03/09/2004 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesine dayalı olarak kadın aleyhine açılan boşanma davası, davacı kocanın 28/09/2004 tarihinde davadan feragati nedeniyle reddedilmiş ve bu karar 04.03.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Bu tarihten sonra taraflar biraraya gelmemiş ve davalı kadından kaynaklanan boşanmayı gerektirecek bir kusurlu davranışta kanıtlanamamıştır. Ret ile sonuçlanan ilk boşanma davasını açıp fiili ayrılığa sebep olan ve Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesine dayalı davanın sebebini oluşturan davacı koca boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur. Hal böyle iken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, Türk Medeni Kanununun 166/4 maddesinin koşullarının oluştuğu ve boşanma kararının sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşıldığından, boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına, (HMUK md.438/son) karar verilmesi gerekmiş ve davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2.Davalı kadının Türk Medeni Kanununun 175.madde kapsamındaki yoksulluk nafakası talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Davalı kadın tahkikat aşamasında boşanmanın eki niteliğinde maddi-manevi tazminat talep etmiş olup, mahkemece bu taleplerin reddine karar verilmiş ise de; usulüne uygun bir ıslah olmadan tahkikat aşamasında istenen maddi-manevi tazminat karşı tarafın muvafakatı olmaksızın incelenemez. Karşı tarafın böyle bir muvafakatı olmadığı halde; bu konuda "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde taleplerin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.