(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/11372 E. , 2010/14109 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2008/15433-16639 sayılı 26.11.2008 günlü bozma kararında özetle; “Mahkemece (A) bölümünün orman sayılan, (B) bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle karar verilmişse de her iki taşınmazın memleket haritasındaki konumunun birbiri ile aynı olduğu, her iki bölümde de eğimin % 12'nin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece 1971 yılına ait hava fotoğraflarının incelendiği, (A) bölümünün ağaçlık alanda kaldığı bildirilmişse de hava fotoğrafları eklenmemiş, ... uzmanından da görüş alınmamıştır. Davanın niteliği gereği, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Merkez Yağcılar Beldesinde 71-72-73-74 OTS hattında bulunan ve 03.05.2010 günlü bilirkişi raporu ekinde bulunan krokide yeşile boyanarak (A) ile işaretli 3744 m² bölümün orman sayılmayan arazi olduğuna ilişkin 107 nolu orman kadastro komisyonunun kararının iptaliyle büyük orman parseli ile birlikte orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, krokide yeşile boyanarak (C) ile işaretli 5899 m² bölümün orman sayılmayan arazi olduğuna ilişkin 107 nolu orman kadastro komisyonunun kararının iptaliyle büyük orman parseli ile birlikte orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, krokide sarıya boyanarak (B1) ile işaretli 5565 m² bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından (B1) ile işaretli bölüm yönünden temyiz edilmiştir. Dava, 6 aylık askı ilan süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Yörede 20.03.2006 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
Şöyle ki; yörede 1972 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen kadastro paftasında çekişme konusu taşınmazın bulunduğu alan fundalık olarak tespit dışı bırakılmıştır. Her ne kadar, yerel bilirkişi taşınmazın öncesinin orman olmadığını, davalı ... tarafından 20 yılı aşkın süredir kullanıldığını ifade etmişse de, ...’a ormandan açma yaptığı gerekçesiyle sulh ceza mahkemesince ceza verildiği anlaşılmaktadır. Eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine değer verilemez, zaman içerisinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez ve taşınmazın zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir. Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2001 gün 2001/8-964-751 ve 13.02.2002 gün 2008/8-183-187 sayılı kararları ile orman olarak tespit harici bırakılan yerlerde orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenle, taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Ayrıca, (B1) bölümü ile orman olarak tesciline karar verilen taşınmazın (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin memleket haritasındaki konumlarının birbiri ile aynı olduğu, (B1) bölümünde de eğimin % 12'nin üzerinde bulunduğu, üç tarafının ormanla çevrili orman bütünlüğünü bozan, orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; taşınmazın (B1) ile gösterilen bölümüne yönelik davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.