Aramaya Dön

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/2907
Karar No
K. 2009/10919
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2009/2907 E.  ,  2009/10919 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının vekili sıfatıyla, Türkiye İmar Bankası A.Ş.’de değerlendirilen mevduatının ödenmemesi nedeniyle ... 6.İdare Mahkemesinin 2004/1621 E. sayılı dosyası üzerinden iptal ve tam yargı davası açarak takip ettiğini, ne var ki davalının TMSF ile haricen uzlaşma sağlaması sonucunda davayı takip imkanı kalmadığını, davalı tarafından 300.000.000 TL vekalet ücretinin ödenmesine rağmen, bakiye vekalet ücretinin ise ödenmediğini, 2.1.2008 tarihinde keşide etmiş olduğu ihtarın sonuçsuz kaldığı gibi, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı avukatla imzalanan 18.3.2004 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince davadan vazgeçme durumunda öngörülen 300.000.000 TL vekalet ücretini davacıya ödediğini, herhangi bir borcu kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, davacının avukat olarak takip ettiği davanın, sözleşmenin 6.maddesinde düzenlenen “davadan feragatla” sonuçlanmaması nedeniyle dava konusu olayda sözü edilen maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı, ne var ki sözleşmede vekalet ücreti olarak ödenmesi öngörülen %1 oranın da, Avukatlık Kanununun, 4467 sayılı yasa ile değişik 164. maddesinde düzenlenen “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamayacağına” ilişkin hükmüne aykırı olduğundan geçersiz olduğu, bu durumda vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden belirlenmesi gerektiği belirtilerek, davacının vekil olarak takip ettiği davanın değeri üzerinden tarifeye göre hesaplanan 6.617,72 YTL vekalet ücretinden ödenmiş olan 300.000.000 TL’nin mahsubundan sonra kalan bakiye 6.317,72 YTL'lik miktara ilişkin olarak davanın kabulüne, bu miktar üzerinden takibe vaki itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren alacağa yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı tarafından davalının vekili olarak 22.12.2003 tarihinde Danıştay’da BBDK, TMSF, SPK ve Hazine Müsteşarlığı aleyhine açılan ancak görevsizlik kararı üzerine ... 6. İdare Mahkemesine gönderilen 2004/1621 E. sayılı davada, ödenmeyen toplam 86.962.000.000 TL nominal değerli Hazine bonosu mevduatının faizleriyle birlikte tahsilinin talep edildiği, mahkemece verilen 31.10.2007 tarihli kararda özetle, İmar Bankasından alacaklı olan mevduat sahiplerine Bakanlar Kurulu kararı ve çıkarılan yasa hükmü gereğince ödemelerin yapılacağının kabul edildiği belirtilerek, “konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, kararın davacı avukat tarafından 29.5.2008 tarihinde temyiz edildiği, 10.6.2008 tarihinde ise davalının davacıyı vekaletten azlettiği, bu arada İdare Mahkemesinde söz konusu dava görülmekte iken davalının, 8.10.2007 tarihinde alacağını yasa kapsamında TMSF’den tahsil ettiği, davacı avukatın 2.1.2008 tarihli ihtarıyla vekalet ücretini talep etmesi üzerine davalı tarafından 4.2.2008 tarihinde 300.000.000 TL’nin ödendiği anlaşılmakta olup, davacı avukat bakiye vekalet ücreti alacağının tahsili için eldeki davayı açmış, davalı ise davacı avukatla imzalamış olduğu 18.3.2004 tarihli sözleşmenin 6. maddesine dayanarak, bu durumda öngörülen 300.000.000 TL’yi davacıya ... olması nedeniyle borçlu olmadığını savunmuştur. Davacı, her ne kadar davalı tarafından sunulan 18.3.2004 tarihli sözleşmeye karşı çıkarak aslının ibraz edilmesini ve aslı ibraz edildikten sonra da imza incelemesi yaptırılmasını talep etmişse de, az yukarda da açıklandığı üzere mahkemece, kararın gerekçesinde sözleşmeye itibar edilerek, sözleşmenin vekalet ücreti ile ilgili hükümleri tartışılmış, bu hükümlerin Avukatlık Kanununa aykırı olduğu, dolayısıyla sözleşmenin de geçersiz olduğu sonucuna varılmış olup, gerekçesiyle birlikte bütün olarak değerlendirilmesi gereken mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edilmemiş olması karşısında, davalının dayandığı ancak aslını ibraz edemediği 18.3.2004 tarihli sözleşmenin taraflar arasında yapılmış olduğunun, davacının da bu sözleşme ile bağlı olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde de öncelikle sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi zorunludur. 18.3.2004 tarihli sözleşmenin, “IV) Avukatlık Ücreti” başlıklı bölümünün 6. maddesinde, “...Ancak sözleşme, İmar Bankası bono mudilerine ödeme planı hazırlanması sonucu davadan vazgeçme şeklinde feshedilirse, avukata maktu olarak 300.000.000 TL ödenecektir.” Hükmü mevcut olup, davacı tarafından davalıya vekaleten açılan İdare Mahkemesinde her ne kadar “davadan vazgeçme” söz konusu olmamışsa da, yargılama sırasında 24.5.2007 tarihinde çıkarılan 5567 sayılı yasa ve buna bağlı olarak alınan Bakanlar Kurulu Kararı üzerine, mahkemece mevcut yasal düzenleme karşısında “davanın konusunun kalmadığı” gerekçesiyle, “hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verilmiş olmakla, dava konusu olayda, sözleşmenin 6. maddesinde öngörülen şartların oluştuğunu kabul etmek gerekir. Nitekim Borçlar Kanununun 18. maddesi gereğince sözleşmenin yorumlanmasında, tarafların gerçek iradelerinin esas alınması gerekli olup, somut olayda da taraflar, İdare Mahkemesinde dava açılmasına neden olan uyuşmazlıkla ilgili olarak yasal düzenleme yapılabileceği öngörüsü ile, bu durumda ödenecek vekalet ücretini de ayrıca kararlaştırmış olduklarından, mahkemenin, “olayda sözleşmenin 6. maddesinin uygulanma yeri bulunmadığı”na ilişkin aksi yöndeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Öte yandan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki, 163/2. maddesinde “....Avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.” düzenlemesi getirildiğinden, taraflar arasındaki sözleşmenin, normal koşullarda ödenmesi gereken vekalet ücretine ilişkin 2. maddesinin geçerli olup olmadığının tartışılması da, ayrı bir hüküm olan 6. maddenin geçerliliği ve uygulanması açısından, sonuca etkili değildir. O halde davalı tarafından anılan sözleşme hükmü gereğince 300.000.000 TL vekalet ücretinin davacı avukata ödendiği de sabit olduğundan, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog