2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/8704 E. , 2013/26647 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Mersin 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :14.02.2013
NUMARASI :Esas no:2012/116 Karar no:2013/110
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların Mersin 1. Aile Mahkemesinin 8.2.2010 tarihinde kesinleşen, 2009/1178-57 sayılı ilamı ile boşanmalarına, 2006 doğumlu müşterek çocuk N.'ın velayetinin davalı babaya verilmesine karar verilmiş, davacı anne velayetin davalı babadan alınarak kendisine verilmesini istemiştir.
Toplanan delillerden; boşanma hükmü ile velayet kendisine bırakılan davalı babanın , özgürlüğü bağlayıcı ceza ile mahkum olduğu, kararın kesinleşmesi üzerine hükmün infazına başlanıp hükümlü hale geldiği ve bu sebeple kısıtlanıp kendisine vasi atandığı anlaşılmaktadır. Davalının hükümlü olarak, 10.2.2010 tarihinden 11.4.2012 tarihine kadar 25 ay süre ile cezaevinde kaldığı, denetimli serbestlik hükümleri gereğince 11.4.2012 tarihinde cezaevinden tahliye olmasından sonra da, çocuğun yaşadığı Mersin ilinden ayrılarak Marmaris'te çalışmaya başladığı, bu suretle çocuğun bakım ve gözetimini babaanneye bıraktığı anlaşılmaktadır. Davalı babanın velayet görevini yerine getirmede gerekli özeni göstermediği gerçekleşmiştir. Yaptırılan uzman incelemesinde de; velayetin davacı anneye verilmesine engel bir husus tespit edilmemiştir. Annenin yeniden evlendiği, yeni evliliğinden de bir çocuğu olduğu, ekonomik ve sosyal yönden düzenli yaşam koşullarına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Velayette asıl olan çocuğun üstün yararıdır. Ana ve babanın yararı ile çocuğun yararı çatıştığı takdirde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir. Babanın velayet görevini gereği gibi yerine getirmediği sabit olduğuna, annenin de bu görevi yapabilecek durumda olmasına göre; çocuğun da kardeşlik duygusunu yaşamadaki yararı gözetildiğinde; velayetin anneye verilmesinde üstün yararı bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun 183 ve 349. maddesi koşulları oluşmuştur. O halde, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.