(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/2895 E. , 2012/19105 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... Eğitim Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, davacının davalı belediye ile diğer şirket arasında Bilgi evlerinin işletilmesi ile ilgili olarak yapılan hizmet alım sözleşmesine göre davalı şirkete bağlı olarak çalıştığını bilgi evlerinde çalışacak tüm personelin yüklenici firma tarafından temin edildiğini hizmet alım sözleşmesinde sadece kaç işçi ile işin yürütüleceğinin ve yapılacak işin belirtildiğini belirterek davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacıya 2011 yılı Şubat ayının son haftasının ilk iş gününde Bilgievleri koordinatörü tarafından işten çıkarıldığının bildirildiğini ancak Bilgievleri koordinatörünün işten çıkarma yetkisinin bulunmadığını, davacının bu beyana itibar ederek görevine devam etmeyi bıraktığını bu nedenle davacının iş sözleşmesinin devamsızlık sebebi ile haklı sebeplerle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirket tarafından davacının iş sözleşmesinin devamsızlık sebebi ile feshedildiğini bildirmiş olmasına rağmen aynı zamanda davacıya 2011 yılı Şubat ayının son haftasının ilk iş günü iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini ancak Bilgievleri Koordinatörünün işten çıkarma yetkisinin bulunmadığını belirtmiş olmakla davacının işyerine devamsızlığının Bilgievleri koordinatörünün iş sözleşmesinin feshedildiğini bildirmesi üzerine gerçekleştiği, iş sözleşmesinin feshedildiği belirtilen işçinin işyerine devam zorunluluğunun bulunmadığı, davacının koordinatör tarafından kendisine bildirilen feshin yetkililer tarafından yapılıp yapılmadığını araştırmak zorunda olmadığı, davacının 01.03.2011 tarihinde iş sözleşmesinin feshi için ise haklı bir sebep bildirilmediğinden feshin geçerli olmadığı, her ne kadar davacı tarafça davacının iş sözleşmesi feshedildikten sonra başka bir işyerinde iş bulması sebebi ile feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde yeniden işe başlamasının mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, boşta geçen süre ücretinden ve işe başlatmama tazminatından açık bir feragatın bulunmadığı, boşta geçen süre ücretinin ve işe başlatmama tazminatının feshin geçersizliğinden sonra ancak samimi olarak işe başlama iradesinin işverene ulaşması ile değerlendirilebileceği, davacı tarafça boşta geçen süre ücretine karar verilmesinin talep edilmiş olması sebebi ile bu aşamada feshin geçersizliğinin tespitinin değerlendirilmesi gerektiği, 5393 sayılı Kanun'un 67. maddesi hükümlerine göre belediyelerin asıl işlerini veya davalı şirket ile gerçekleştiği gibi belediyecilik anlayışına göre hizmet alım sözleşmeleri ile alt işverenlere devredebileceğine ve davalı şirket ile davalı belediye arasındaki hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğuna dair davacı tarafça bir delil de ibraz edilmemiş olmasına ve davacının iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından feshedilmiş olmasına göre davalı belediye aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının 01.11.2008-31.12.2008, 01.01.2009-31.12.2009, 04.01.2010-31.12.2010, 03.01.2011-01.03.2011 tarihleri arasında davalı Belediyeye ait Bilgi evlerinde davalı şirketin işçisi olarak bilgisayar eğitmeni sıfatıyla çalıştığı, yazılı fesih bildirimi bulunmadığı, davacı vekilinin 21.06.2011 tarihli dilekçesinde, hernekadar işe iade davası açılmışsada arada geçen sürede davacının yeni bir işe girdiği, dolayısıyla bu davada işe iade kararı verilmesi halinde davacının işe iadesinin mümkün olmayacağı, iade konusunda hukuki yarar bulunmadığından takip ettikleri bu davanın iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğunun tesbiti ve davacının çalışamadığı süreler için en az dört aya kadar ücretinin ve diğer haklarının ödenmesi hususu yönünden devamı gerektiği belirtilerek, davacının çalışamadığı süreler için en az dört aylık ücretinin ve diğer haklarının ödenmesini talep ettiği, 15.08.2011 tarihli duruşmada, davacının işe iadesine karar verilse bile davacının işe başlamayacağını beyan ettiği, 17.08.2011 havale tarihli dilekçesinde, davanın sözleşmenin feshinin haksız olduğunun ve bu bağlamda lehlerine hükmedilecek tazminat miktarı açısından devam etmesi gerektiğini belirttiği anlaşılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkilerinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de kanunun bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de iyiniyet kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu nedenle, işe iade davasında hedef, işe başlatılma olmalıdır.
Somut olayda, davacı vekilinin yargılama sırasında davacının başka bir işe girdiğini, bu nedenle işe iade kararı verilmesi halinde davacının işe başlamayacağını açıkca belirttiği, bu beyanın davacının iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatını almak olduğunu gösterdiği, bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunmasının mümkün olmadığı, davacının bu davranışı ile işverence yapılan feshi geçerli hale getirdiği düşünülmeden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 44,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 21.09.2012 tarihinde çokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence 01.03.2011 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine, yasal haklarının belirlenmesine karar verilmesi istemiyle 28.03.2011 tarihinde eldeki davayı açmış, davacı vekili, 21.06.2011 ve 15.08.2011 tarihli dilekçe ve duruşmalarda müvekkilinin yeni bir işe başladığını feshin haksızlığı ile yasal haklarının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, feshin geçersizliğine, davacının alt işverene iadesine, davalı Belediye yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı şirket tarafınca temyiz edilmiş, sayın Daire çoğunluğunca mahkeme hükmü, "davacının yargılama aşamasında başka bir işe girdiğini beyan etmesi karşısında işe başlama talebi konusunda samimi olmadığı, nihai hedefin işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ilişkin tazminatların alınması olduğu, davacının bu davranışının geçersiz feshi geçerli hale getirdiği davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı" gerekçeleri ile usulden bozulmuştur.
Sözleşmenin feshi tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanı olup, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınması mümkün değildir. İşverence dava sırasında yapılan davet veya davacının başka bir işe başlamış olması daha önce gerçekleştirilen feshi ortadan kaldırmaz. Bu davet veya başka işe başlama önceki iş sözleşmesinin tekrar kurulması ve açılan davanın kabulü niteliğinde değildir. Bu nedenle işe iade isteminin konusuz kaldığı gerekçesi yerinde değildir. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde boşvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/5 maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak; geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir. Bu noktada davacı işçinin bu davayı açmakta hukuki yararı vardır. O nedenle sayın çoğunluğun "hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine" görüşüne katılamıyorum. 21.09.2012