1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2022/5757 E. , 2022/8136 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Sanık ... hakkında katılan ...'na yönelik "nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 5237 sayılı TCK'nin 82/1-d, 35, 62, 53, 63, 54. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine, B)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14/02/2022 tarih, 2021/2010 Esas ve 2022/133 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi gereğince "istinaf başvurusunun esastan reddine" dair kararı.
TEMYİZ EDENLER :Sanık ... ve müdafii, katılan ... vekili, katılan ... vekili.
TÜRK MİLLETİ ADINA
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14/02/2022 tarih, 2021/2010 Esas ve 2022/133 Karar sayılı kararının, sanık ... ve müdafii, katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili tarafından 5271 sayılı CMK'nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararının 5271 sayılı CMK'nin 286/2-a maddesi gereğince temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede; S/2
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14/02/2022 tarih, 2021/2010 Esas ve 2022/133 Karar sayılı hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık ... ve müdafiinin; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, haksız tahrikin varlığına, suç vasfına, katılan ... ve katılan Bakanlık vekilinin; ceza miktarına ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince, isteme uygun olarak TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 304/1. maddesi gereğince "Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere" Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20/10/2022 gününde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY:
Sanık ...'un resmi nikahlı eşi ...'yü kasten öldürmeye teşebbüs ettiği sübuta eren dosyada sanık hakkında yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararı lehe ve aleyhe istinaf edilmiş, BAM Ceza Dairesi tarafından temyiz talebinin esastan reddine dair verilen karar bu kez de lehe ve aleyhe temyiz olunmuştur.
Sanık müdafii tarafından verilen temyiz dilekçesinde sanığın resmi nikahlı eşi ...'nün sanığı başka erkeklerle aldattığını öne sürerek haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
Dairemiz çoğunluğunca sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmeyerek BAM Ceza Dairesinin kararı oy çokluğu ile onanmıştır. Dairemizin çoğunluk görüşüne eksik inceleme yapıldığı kanaati ile katılmıyorum. Şöyleki;
Sanık kendisinin 64 eşi ...'nün 35 yaşında olduğunu ... ile evliliklerinin 15. gününde huzursuzluklarının başladığını, ... ile yataklarını ayırdıklarını, ...'nün zaman zaman başka erkeklerle birlikte evden çıkıp gittiğini ve geri geldiğini, kendisi evde olmadığı sıralarda ...'nün eve erkek aldığını komşularından öğrendiğini, olay gecesi de ...'nün gece 02.30 sularında bir erkekle evden ayrılıp ../.. S/3 gittiğini, sabah 08.00 sularında ...'nün eve geri geldiğini kendisinin normalde işe daha erken gittiğini ancak o gün ...'nün gelişini beklediğini, ... eve gelince onunla bu nedenle tartıştığını ...'nün kendisine "bana hesap soramazsın ... geliyorum" diye bağırdığını, aynı evde yaşayan ...'nün annesi Fikriye'nin de yanlarına geldiğini, ...'nün kendisini darp ettiğini, ...'nün kendisinden daha güçlü olduğunu bu sırada kendisinin de eline bıçak aldığını ancak kime vurduğunu hatırlamadığını ...'nün genelde aynı erkekle takıldığını ancak bazen başka erkeklerle de görüştüğünü komşularınında bunu bildiğini savunmuştur.
Ne soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı ve ne de aşamalarda mahkemeler tarafından sanığın haksız tahrike yönelik ilk aşamadan itibaren değişmeyen savunması araştırılmamıştır. Dosya kapsamı incelendiğinde sanığın olay sabahı eşinin dışarıdan gelişini beklediği ve eşi gelince onunla tartıştığı sabittir. Zira; Müşteki ... de kollukta olaydan 2 gün sonra verdiği ilk ifadesinde kendisinin annesi ile birlikte dışarıda yürüyüşe çıktığını, eve dönünce sanığın nereden geliyorsunuz diyerek kendilerine saldırdığını söylemiştir. Sanığın savunması ile ...'nün hazırlık beyanı örtüşmüştür.
Müşteki Fikriye ise hazırlıktaki beyanında "olay sırasında kızı ... ile aynı odada uyurken sanığın odaya girerek kızına niçin benden ayrı yatıyorsun diye saldırdığını, olayların böyle geliştiğini" söylemiştir. Müşteki Fikriye aşamalarda beyanını değiştirerek ... ile birlikte dışarıda yürüyüşten geldiklerini söylemiştir. Dosya kapsamından olay öncesinde müşteki ...'nün sanık ...'u darp etmesi nedeniyle sanık lehine verilmiş tedbir kararı da mevcuttur. Adalet haklının hakkını teslim etmektir. Sanık, resmi nikahlı eşi ...'yü öldürmeye teşebbüs ettiği sabittir. Ancak onun savunmaları dikkate alınmamış ve haksız tahrik savunmaları hiçbir şekilde araştırılmamıştır. Yerel mahkeme haksız tahriki değerlendirirken anne kız olan müştekiler Fikriye ve ...'nün beyanlarına itibar ederek aldatma konusunun daha az ceza almaya yönelik sanığın kurgusu olduğunu kabul etmiştir. Ancak yargılama aşamasında;
1.Apartman dairesinde aynı konutta oturduğu anlaşılan tarafların komşuları, apartman görevlisi, yönetici vb. kişiler araştırılarak sanığın durumunu bilen komşuları tanık olarak dinlenmelidir. (Sanık komşular konuyu biliyorlar demektedir.)
2.Müşteki ...'ye ait ve fiilende kullandığı cep telefonu hatları araştırılıp bu hatların tarafların resmen evlendikleri tarihten olay tarihine kadar ki arama, aranma ve mesaj kayıtları bilirkişiye verilip rapor aldırılmalı ve haksız tahrik konusu daha sonra karara bağlanmalıdır. S/4
Sanığın her aşamadaki savunmasına rağmen belirtilen araştırmalar yapılmaksızın ikna edici olmayan gerekçelerle sanık hakkında ve aleyhine haksız tahrik değerlendirilmesi yapılması doğru değildir. Dosyanın eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği kanaati ile Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum