2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/8494 E. , 2013/27628 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İzmir 16. Aile Mahkemesi
TARİHİ :18.12.2012
NUMARASI :Esas no:2012/565 Karar no:2012/568
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen birleştirmeye dair olan hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, 16.8.2012 tarihinde açılmıştır. Davacı, ortağı olduğu ve genel müdürlüğünü yaptığı şirket için çekeceği kredilerde, bankanın şahsi kefaletini de aradığını, şahsi kefaletine davalı eşinin haklı bir sebep olmaksızın rıza vermediğini ileri sürerek, bu rızanın aranmaması için hakimin müdahalesini istemiştir. Buna göre istek, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 584'ncü maddesinde yer alan "eşlerden biri, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir" kuralı sebebiyle, diğer eşin haklı bir sebep olmaksızın rıza vermemesi üzerine, bu rızanın gerekmediği yönünde hakimin müdahalesine ilişkin olup, Türk Medeni Kanunuun 195. maddesine dayanmaktadır. Mahkemece, davanın, daha sonra 25.9.2012 tarihinde Karşıyaka'da açılan boşanma davasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.
Ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davaların "bağlantı" sebebiyle birleştirilmesine, talep halinde ikinci davanın açıldığı mahekemece karar verilir (HMK.m.166/2). Birinci davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararı ile bağlıdır. Eldeki dava 16.8.2012'de İzmir'de, boşanma davası ise bundan sonra 25.9.2012 tarihinde Karşıyaka'da açıldığına göre, bağlantı sebebiyle birleştirme talebi ikinci davanın açıldığı mahkemeden istenebileceği ve birleştirmeye bu mahkemece karar verilebileceği nazara alınmadan, birleştirmeye karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 584'ncü maddesine 6455 sayılı Kanunla ilave edilen hüküm de dikkate alınmak suretiyle işin esasını incelemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.