(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/3912 E. , 2009/12268 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... gelmiş davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği (...)'nin kendisine ait 334 adet dükkanı satması için 11.7.2003 tarihli sözleşme ile diğer davalı ...'ı yetkilendirdiğini, bu hususun yerel basın vasıtasıyla da duyurulduğunu, kendisinin de birliğe ait 194 numaralı dükkanı satın almak için ...'le görüşüp 28.000 YTL'nı ...'e ödediğini, ancak davalı birliğin dükkanların tamamını dava dışı şahsa sattığını paranın ödenmediğini ileri sürerek 28.000 YTL'nın davalılardan müştereken tahsilini istemiştir. Davalı ... asıl sorumlunun diğer davalı birlik olduğunu, davacının haklı olarak talepte bulunduğunu savunmuş, ...'in vefatı üzerine davaya dahil edilen mirasçısı ile mirası reddettiğini savunarak davının reddini dilemiş, diğer davalı birlik ise, davacının kendilerine para ödemediğini, ...'in yetkisiz davrandığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalı birliğin satış için diğer davalıyı yetkili kıldığı, ...'in aldığı yetkiyle satış yaparak para tahsil ettiği, davacıya karşı her iki davalınında sorumlu olduğu, ancak ... mirasçılarının mirası reddettikleri ve ancak bu hususun ilamın icrası esnası dikkate alınması gereken bir husus olduğu gerekçesiyle her iki davalı yönündende davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı birlik tarfından temyiz edilmiştir.
1.Davalı Birlik ile ... arasında düzenlenen 11.7.2003 tarihli adi yazılı satış vaadi sözleşmesi ile birliğe ait 334 adet isyeri bedeli olan yedi trilyon liranın ... tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olup, 6. maddede ise Kerametin'in her ne kadar alıcı olarak görüşme ve sözleşmede satış vaadi sözleşmesi olsada aynı zamanda komisyon anlaşmasınıda içerdiği ve ...'in dükkanların 3. şahıslara satışına ... komisyoncusu olarak aracılık ettiği hükme bağlanmıştır. Davacı 28.000 YTL'nı 15.3.2003 tarihinde ... 'a ödediğine dair ... tarafından imzalanmış teslim ve tesellüm makbuzu sunmuş ise de bu paranın davalı Birlik kasasına veya kayıtlarına girdiğini ispat edememiştir. Mahkemenin gerekçesine esas aldığı, davalı Birliğin 17.2.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı birlikçe emniyet müdürlüğüne yazılan 13.1.2005 tarihli yazı, ...'ın davalı birliğin yetkili temsilcisi veya vekili olduğunu gösterir nitelikte değildir. Mahkemece, ...'ın davalı birliğin yetkili temsilcisi veya vekili olduğu ve davacı tarafından ...'e ödendiği iddia edilen bedelin birlik hesaplarına intikal ettiğinin ispatlanamadığı gözetilerek birlik hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı birlik yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.10.2009 gününde oyçokluğuyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ Dava, geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen paranın tahsiline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılardan ...’e ait bulunan 334 adet dükkanın satılması amacıyla yapılan duyuru sonucu davacının 176 nolu dükkanı almak için davalılardan ... ile sözleşme yapması ve satış bedelini de Kemalettin ’ a ödemesi karşısında bu ödemeden diğer davalı ...’ sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir. Davacı, eldeki bu davasında 11.7.2003 tarihli sözleşmeye, satış protokolüne, Emniyet Müdürlüğünün 13.1.2005 günlü yazısına ve ... Yönetim Kurulu’nun 7.2.2005 tarihli toplantısında alınan karara dayanmıştır. Uyuşmazlığın aydınlığa kavuşması için özellikle davalı ...’ e ait taşınmazların üçüncü kişilere satılması hususunda davalılar arasında düzenlenen protokol hükümleri ile yine protokol hükümlerinin fiiliyata geçirilmesine yönelik işlemlerin dikkat ile incelenmesi gerekir. Gerçekten de; Davalı ... ile Kerametin arasında düzenlenen 11.7.2003 günlü imzalanan sözleşmenin 5.maddesinde, “... tarafından ekli listede verilen 334 adet dükkanın bedeli tamamen yatırıldıktan sonra ve hiçbir borcu kalmadıktan sonra tapuları derhal ve ödeme gününü müteakip (7) gün içinde verilecektir. Tapuların zamanında verilmemesi halinde ... alıcıya uğranılan zarar haricinde tapuları talep edildiği halde verilmeyen dükkanlardan bedeli kadar tazminat ödeyecektir. Ancak şahsından kaynaklanmaya ve olağanüstü şartların oluşması durumunda satıcı tapuların teslimdeki gecikmeden dolayı sorumlu tutulamaz. Ancak ... Belediyesi dükkanlar üzerindeki ipoteği kaldırmadığı takdirde ... sorumlu tutulmayacaktır.” Denilmiş, sözleşmenin 6. maddesinde ise; “...’ın her ne kadar alıcı olarak görünüp sözleşme satış vaadi sözleşmesi ise de, aynı zamanda komisyon anlaşmasını da içermekte olup, sözleşme konusu dükkanların 3. şahıslara satışına ... komisyoncusu olarak aracılık etmiş olacaktır.” Düzenlemesi karşısında bu sözleşmenin alım-satım ve komisyonculuk sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin alım satım kısmı resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu mahkemenin de kabulündedir. Esasında diğer davalı ...’a komisyon ödenmeyeceği de 8. maddede kararlaştırılmıştır. Bu durumda tarafların gerçek iradeleri nazara alındığında bu sözleşmenin temsilcilik sözleşmesi olduğu, davalı ...’ın da temsilci sıfatıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır. Yine Dosya arasında bulunan davacı ile Davalı ... arasında imzalanan 176 nolu bağımsız bölümün satışına ilişkin tarihsiz sözleşme de haricen düzenlendiği ve resim şekilde yapılmadığı için geçersizdir. Bu sözleşme uyarınca ...’ın davacıdan 28.000 YTL tahsil ettiği ileri sürülmektedir. Yine dosya arasında bulunan 17.2.2005 tarihli Yönetim Kurulu’nun almış olduğu (3) nolu karar ile Odanın Emniyet’e yazdığı 13.1.10025 günlü yazısında (Davacının satın aldığını ileri sürdüğü bağımsız bölümleri de kapsayan) 51 parsel üzerinde bulunan katlı Pazar yerindeki işyerlerinin satış yetkisinin 11.7.2003-12.5.2004 tarihleri arasında ...’a verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere ... malik olduğu işyerlerini doğrudan satmamış, davacıyı yönlendirmek suretiyle ...’ı temsilcileri olduğu izlenimiyle geçersiz olan satış sözleşmeleri düzenlenmesi suretiyle gerçekleştirmiştir. Bu durumda toplanan delillerle davalı ...’un taşınmazların satışı için ...’a yetki verdiği verdiği, alıcıların da davalı ...’in bir kamu kurumu niteliğinde olması, aralarında düzenlenen sözleşmeler ve Yönetim kurulu kararı ile davalı ...’in Oda üyesi ve emlakçılar odası başkanı olması sıfatına da güvenerek ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Esasen, davalı ..., taşınmazlarının satılması hususunda diğer davalı ...’ a yetki verdiğini, ancak sözleşme süresi sona erdiği halde taşınmaz satışına devam ettiğini gerek, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 11.05.2005 tarihli şikayet dilekçesinde gerekse, ...’a gönderdiği 25.02.2004 tarihli ihtarnamede açık bir şekilde kabul etmiştir. Öte yandan, sayın çoğunluk tarafından, ... ’ın yetkisiz olduğu, tahsil ettiği paraları ...’e intikal ettirmediği bu durumda ...’un sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmış ise de, ...’ın sattığı 29 adet işyerine ait satış bedelini doğrudan ...’e veya ...’in borçlu olduğu icra dosyalarına yatırdığı ... vekilinin 04.12.2007 tarihli celsedeki beyanından anlaşılmaktadır. Yani böylece ...’in tahsil yetkisinin olduğu ve benimsendiği açıkça ortadadır. Keza, ... beşinci Noterliğinin 16.03.2005 tarih ve 7336 yevmiye nolu işlemi ile tasdik edilmiş ... yönetim kurulunun 17.02.2005 tarihli kararında da; 51 parselde bulunan taşınmazların satışı ve resmi dairelerde gerekli işlemleri yapmaya ...’ın yetkilendirildiği belirtilmiştir. Tüm bu olgular ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ...’e ait taşınmazların satışı hususunda diğer davalıya yetki verildiği gibi en azından üçüncü kişi olan alıcılar nezdinde böyle bir güven oluşturulduğu, ...’n tahsil ettiği bir kısım satış bedellerini intikal ettirmemiş ise bunun davalıların iç sorunu olup, sonucunun davacıya yüklenemeyeceği, davalı ...’nin davacının sunduğu ödeme belgelerine bir itirazda bulunmadığı nazara alındığında mahkemece her iki davalının da sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenlerle ve geçersiz sözleşmeye konu edilen taşınmaz da üçüncü kişilere devredildiğine göre, davanın kabulüne ilişkin kararın onanması gerekirken, aksi yöndeki sayın çoğunluk kararına katılamıyoruz.