2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/14497 E. , 2013/27700 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İzmir 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :2.4.2013
NUMARASI :Esas no:2012/374 Karar no:2013/249
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, davacı-davalı kocanın, dava dilekçesinde dayandığı vakıaları ve delillerini bildirmediğinden bahisle davası reddedilmiş ise de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi "taraflar cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise, ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön önceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir veya değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" hükmünü içermektedir. Davacı-davalı koca, 09.10.2012 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasına kadar, 06.07.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile dayandığı vakıa ve delillerini bildirmiş; 24.07. 2012 tarihinde de delil listesini sunmuştur. O halde, davacı-davalı kocanın toplanan delillerinin hükme esas alınması zorunludur.
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın, eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği,evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği, tüp bebek tedavisi sırasında eşiyle ilgilenmediği ona destek olmadığı, tanıkların huzurunda "15-16 yaşımdan beri uyuşturucu kullanıyorum bana kimse karışamaz" dediği ; buna karşılık davalı-davacı kadının da, eşine sürekli hakaret ettiği, eşinin akrabalarını istemediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, davacı-davalı koca daha ağır kusurlu ise de, davalı-davacı kadın da az da olsa kusurludur. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı - davalı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar atında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK md. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kocanın davasının reddi doğru görülmemiştir.