Esas No
E. 2020/1643
Karar No
K. 2022/1387
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2020/1643
KARAR NO: 2022/1387

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/09/2020

NUMARASI : 2018/444 E. - 2020/218 K.

GEREKÇE

1.Dava, faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü ile davacı patentine tecavüzün önlenmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İlk derece mahkemesince 09.09.2020 tarihli oturumda tefhim edilen kısa karar ile davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda da yukarıda özetlenen gerekçeye verilmiş, 05.10.2020 tarihli ek kararla ise tarafların HMK'nın 305/a maddesi kapsamlarındaki istemlerinin haklı olduğu belirtilerek asıl hükmün gerekçesi değiştirilmiş, davalı Kuruma faydalı model hükümsüzlük davasında husumet yöneltilemeyeceği hususu gerekçeye eklenmiş, ayırca davanın reddine şeklindeki hüküm de değiştirilerek, davanın reddine, davalı ...'e karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. 7251 sayılı Kanun'la değişik HMK'nın 305/a maddesi uyarınca, taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Görüldüğü üzere anılan hüküm çerçevesinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken bir hususta tamamen veya kısmen karar verilmemesi halinde hükmün tamamlanması söz konusu olup, verilen bir hükmün ya da kararın gerekçesinin tamamlama yoluyla değiştirilmesi söz konusu değildir. Somut olayda ise mahkemece, hem hükmün gerekçe kısmı değiştirilmiş hem de hüküm sonucunda değişiklik yapılmış olduğundan, mahkemenin 05.10.2020 tarihi hükmün tamamlanmasına ilişkin ek kararı yerinde görülmemiştir.

Asıl karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu ... sayılı faydalı modelin 3 ve 4. nolu istemlerinin yeni olduğu, buna karşılık 1, 2, 5, 6, 7, 8, 9, 10 nolu istemlerin ise yenilik vasfını taşımadıkları açıklanmasına rağmen gerekçesi de belirtilmeksizin bu istemler yönünden de davanın reddine karar verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye yol açılmıştır. Bu durumda, az yukarıda açıklanan hüküm ile kısa kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırılık bulunmaktadır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hüküm ve gerekçe arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.

Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle Dairemizce kararın gerekçesi ile hüküm sonucu arasında yaratılan çelişki giderilecek şekilde davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

2.İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/09/2020 tarih ve 2018/444 Esas - 2020/218 Karar sayılı asıl kararının ve 05.10.2020 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,

2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,

3.Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4.Davacı tarafça yatırılan 54,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,

5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,

7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/11/2022 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2022

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog