2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/12174 E. , 2013/27972 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Elazığ l. Aile Mahkemesi
TARİHİ :7.3.2013
NUMARASI :Esas no:2011/707 Karar no:2013/220
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminat, velayet, yoksulluk ve iştirak nafakaları, davalı-davacı kadının kabul edilen ziynet alacağı yönünden; davalı-davacı (kadın) tarafından ise davacı-davalı kocanın kabul edilen davası, maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminatın miktarı, nafaka miktarı, velayet, reddedilen ziynet eşyaları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle idrak çağında olması sebebiyle velayet konusundaki tercihine önem verilmesi gereken ortak çocuk 1999 doğumlu Mustafa'nın tercihine göre karar verilmiş olduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın eşine sürekli şiddet uyguladığı, eşinin sağlık sorunlarının tedavisiyle ilgilenmediği, birlik görevlerini ihmal ettiği, en son kadının babasını arayarak gelin kızınızı götürün, götürmezsen çocuklarını ve kızını vururum diye tehdit ettiği; buna karşılık davalı-davacı kadının ise, ortak çocuklara şiddet uyguladığı, eşine hakaret ettiği ve birlik görevlerini ihmal ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, evlilik birliği temelinden sarsılmıştır. Bu sonuca ulaşılmasında her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte eşine göre davacı-davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken; " mahkemece tarafların her ikisinin de ağır kusurlu olduğu" belirtilmek suretiyle kadının eşit kusurlu bulunması doğru olmadığı gibi, Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesindeki koşullarının oluştuğu ve bu sebeple davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerekirken; reddi de doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
3.Mahkemece, çocuklardan M.nın velayeti babaya, G.'nun velayeti anneye verilmiş; ancak velayet kendisine verilmeyen eş yönünden tesis edilen kişisel ilişkide; çocukların kardeşlik duygusunu yaşayabilmeleri için, görüşme dönemlerinde birarada olabilecekleri şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken ; mahkemece her iki çocuk yönünden aynı dönem için kişisel ilişkiye karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davalı-davacı kadın yararına 3. bentte gösterilen sebeple de hem davalı-davacı hem de davacı-davalı yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.28.11.2013 (Per.)
KARŞI OY YAZISI Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre; Ön inceleme duruşmasında yapılması gerekli olan işlemler yapılmadan tahkikat duruşmasına geçilemez ve bu düzenleme EMREDİCİ bir düzenlemedir. (YHGK.13.03.2013, E.2012/802, K.2013/347) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile aynı görüşü paylaşıyorum. Değerli çoğunluğun düşüncesine katılmama Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. madde hükmü izin vermemektedir.