2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/1716 E. , 2013/20843 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :12.9.2012
NUMARASI :Esas no:2011/1553 Karar no:2012/1141
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından; tamamına yönelik temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, davalı aleyhine açtığı boşanma davasının reddedildiğini, sözü edilen dava açılmadan önce ayrıldıklarını, boşanma davasının reddinden sonra da biraraya gelmediklerini, davalının kendine ait bir evi olduğunu, dava konusu ve tapuda adına kayıtlı olan konuta, davalı kadın tarafından konulan aile konutu şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Dava konusu taşınmazın, tapu kütüğüne 07.07.2011 tarihinde "aile konutu" olduğuna ilişkin şerh konulmuştur. Bu şerh hukuki varlığını devam ettirmektedir. Şerh, kaldırılmadıkça veya hukuki dayanağı kalmadıkça konutun bu niteliğini devam ettirdiği kabul edilir. Davacının, davalı eşi aleyhinde açtığı boşanma davası "kusurlu görülerek" reddedildiğine göre, birlikte yaşamaya ara verilmesinde davalıya atfedilebilecek bir kusur da bulunmamakta, haklı bir sebep olmaksızın davalıyla birlikte yaşamaktan kaçınanın davacı olduğu anlaşılmaktadır. Konutun "aile konutu" olduğuna ilişkin özgülendiği amaç değişmediğine, evlilik birliği de devam ettiğine göre, davalının kendine ait bir evin bulunması, aile konutu olan davacıya ait taşınmazdan davalının yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz. Davacının bu konuttan sadece kendisinin yararlanmasına ilişkin isteği de ayrı yaşamakta haklı olmadığından kabul edilemez. Kaldı ki, tarafların fiili ayrılığından önce de dava konusu taşınmazda ikamet ettikleri davacı koca tarafından da beyan edilmiştir. O halde, isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.