Aramaya Dön

(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2013/35027
Karar No
K. 2013/30738
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2013/35027 E.  ,  2013/30738 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı Türkiye ... Fabrikaları avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:

Davacı işçi, davalı taşeron şirketin işçisi gibi görünse de davalı Türkiye ... Fabrikaları A.Ş. ile davalı şirket arasındaki alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, kendisinin baştan beri davalı Türkşeker işçisi olduğunu, sendika üyelik fişlerinin asıl işverene gönderildiğini, asıl işverenin ise fabrika ile ilgisi olmadığından üyelik formlarını iade ettiğini ve iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminata bir yıllık brüt ücreti tutarında hükmedilmesi ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti:

Davalı Türkiye ... Fabrikaları A.Ş. kendisinin ihale makamı olduğunu, ... ambarı tahmil ve tahliyesi ile şekerin istiflenmesi işinin yardımcı işlerden olduğunu ve alt işverene verilebilecek işlerden olduğunu belirterek, davanın husumet ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.

Diğer davalı ise yetki itirazında bulunarak davacıların iş sözleşmesinin feshedilmediğini, ihale süre bitiminde iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona erdiğini savunmuştur.

Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davalılar arasında muvazaa bulunduğu belirterek davalı ... Tem. San. ve Tic. Ltd.Şti. yönünden davanın husumet sebebi ile reddine, diğer davalı Türkiye ... Fabrikaları A.Ş. işyerindeki işe iadesine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı Türkiye ... Fabrikaları A.Ş temyiz etmiştir.

Gerekçe: Taraflar arasındaki ... uyuşmazlık, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır.

Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.

Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Kanun'un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.

İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini ... etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir. 5538 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumlar düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğeleri değişmemiştir. Kanuni olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edilmiştir.

Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunamaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, 4857 sayılı Kanun'un 5. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine şartların oluşmasına rağmen işçinin yararlanamaması, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur.

Somut olayda; davacının davalı işyerinde ihaleyle iş alan ... Temizlik San. Tic. Ltd. Şti.'nin işçisi olarak çalışmakta olduğu, mahkemece getirtilen hizmet alım sözleşmeleri ve teknik şartnamelerin incelenmesinde ihaleyle alınan işin “meydan hizmetleri, fabrika atölyelerinde ve malzeme ambarlarında yükleme, boşaltma, istif ve tanzim işlerinin yürütülmesi” olarak belirtildiği görülmektedir. Davacı, davalı Türkiye ... Fabrikaları A.Ş. Erzincan Fabrikasında ... Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak sözleşme kapsamı konusunda temizlik tahmil ve tahliye gibi yardımcı işlerde çalışmaktadır. Davalı Türkiye ... Fabrikaları şirketi tarafından meydan hizmetleri yükleme, boşaltma, istif ve tanzim işlerinin yürütülmesi'nin ... Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesinde alt işveren yönetmeliğine aykırılık teşkil etmemektedir. Davalı asıl işveren ile alt işveren arasında muvazaalı bir durum söz konusu değildir. Dairemiz emsal kararlarında (2012/17606 esas, 2013/6688 karar numaralı 28.03.2013 tarihli ilam gibi) fabrika atölyelerinde, malzeme ambarında veya sahasında mevcut ham, mamul, yarı mamul makine parçalarının ve muhtelif malzemelerin sevk ve istiflenmesi, tezgaha makine parçalarının taşınması bağlanması ve sökülmesi işi yardımcı iş olarak kabul edilmiştir. Mahkemece hizmet alımı yapılan işin davalı Türkiye ... Fabrikalarının asıl işi olduğunu ve hizmet alım sözleşmesi imzalanan davalı şirket ile aralarında muvazaa bulunduğunu belirten bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece, davalı ... Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden husumetten ret kararı verilmiş ise de; geçerli olarak kurulan asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde alt işverenin de işe iade sonrası talep edilebilecek boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatından asıl işverenle birlikte sorumlu olduğu göz ardı edilmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı ... Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait işyerindeki işine iadesine,

3.Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,

4.Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,

5.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6.Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafından yapılan 1.029,80 TL yargılama giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

8.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 27.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.