2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/17138 E. , 2013/20892 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Besni Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :01.08.2012
NUMARASI :Esas no:2012/584 Karar no:2012/313
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dava, evlatlık ilişkisinin ve velayetin kaldırılması isteğine ilişkin olup, Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabından (m.118-395) kaynaklanmaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesi gereğince, Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabı ile 4722 sayılı Yürürlük ve Uygulama Kanununa göre, aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemesi görevlidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlere Asliye Hukuk Mahkemesince "aile mahkemesi" sıfatıyla bakılması gerekir. Bu hususun nazara alınmaması doğru bulunmamıştır.
2.Kabule göre de;
a)Davacı "velayetin evlat edinenden kaldırılmasını" da istemiştir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 08.06.2011 tarihinden geçerli olmak üzere kapatılmış, bu kuruma verilen görevler aynı Kanun Hükmünde Kararname ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına geçmiştir. (633 s.KHK.m.35/6) Mevzuatta Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna yapılan atıflar da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına yapılmış sayılmıştır. (633s.KHK.m.35/1) Bu bakımdan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ve bu Bakanlığın taşra birimlerinin, çocukların menfaatlerinin korunması kapsamında, "velayetin kaldırılmasını" isteme, bu yönde dava açma hakkı mevcuttur. Bu hususun nazara alınmamış olması,
b)Küçük üzerinde velayet hakkına sahip olan evlat edinen davalı ile küçük arasında, dava sebebiyle menfaat çatışması mevcuttur. Bu halde küçüğü davada temsil etmek hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyım atanması (TMK.m.426/2), kayyımın davaya katılımının sağlanması, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması gerekirken, bu yapılmadan eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.
c)Talebin niteliği, tanık deliline dayanılması durumunda bunların dinlenmesinin gerekebileceği göz önüne alınarak, duruşmalı inceleme yapılması gerekirken bu yön nazara alınmadan evrak üzerinde karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.