Aramaya Dön

(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2013/20161
Karar No
K. 2013/24082
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2013/20161 E.  ,  2013/24082 K. "İçtihat Metni" Davacı ... mirasçıları 1-..., 2-..., 3-... adlarına Avukat ... ile davalı ...Ş. adına Avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 3.

... Mahkemesinden verilen 05.03.2013 tarihli ve 2011/221 esas, 2013/72 karar sayılı kararı Dairenin 29.04.2013 tarihli ve 2013/7666 esas, 2013/8815 karar sayılı ilamıyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmiştir. Davalı avukatınca kararın maddi hataya dayandığı gerekçesiyle ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosya içeriğine göre, Dairemizce temyiz incelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı gibi, maddi hataya dayandığı ileri sürülen hususun hukuki takdire ilişkin olduğu ve 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi gereğince ... Mahkemelerinin kararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme istenemeyeceği de dikkate alınarak davalı vekilinin dilekçesinin REDDİNE, 12.11.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde 17.03.2011 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yargı yolunun dava şartı olduğuna yönelik bir düzenleme mevcut değildir.

01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/b maddesinde yargı yolunun caiz olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 sayılı Kanun'un hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir. 1086 sayılı Kanun'un döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak 6100 sayılı Kanun'un geçici 1 ve 2. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre 6100 sayılı Kanun'un yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. 1086 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur. Kanun açıkça istisna getirdiğine göre dava şartı olarak düzenlenen yargı yolunun caiz olması müessesesinin 1086 sayılı Kanun'un döneminde açılan davalarda uygulanması mümkün değildir. Davanın idari yargıda görülmesi halinde mahkemece dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine karar verilmelidir.

Diğer yandan göerevsizlik aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olup, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde dosyanın talep halinde İdare Mahkemesine gönderilmesi de mümkün değildir. İdari yargıda görülecek dava bu davanın devamı niteliğinde değildir. Bu nedenle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde mahkemenin yargılama giderlerini bu arada avukatlık ücretini de hüküm altına alması gerekir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun olup davalı tarafın maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabulü gerekir görüşündeyim.12.11.2013

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.