8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/14146 E. , 2022/8489 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : Solhan Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Solhan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sonucunda, ..., ilçesi ...., Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan ..., Mevkii eski 644 parsel sayılı 2.500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 163 ada 2 parsel numarasıyla ve 2.448,54 m2 yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... vekili, uygulama kadastrosu sonucunda müvekkili olan davacı adına kayıtlı bulunan taşınmazın bulunduğu yerle ilgili olarak pafta ve zemin uyumsuzluğu oluştuğunu ileri sürerek, gerçekte kullandığı taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosya arasında bulunan Solhan Kadastro Mahkemesinin 1982/370 Esas, 1985/7 Karar nolu dosyası içerisinde bulunan fen bilirkişi raporundaki kroki, dava konusu yere ait tescil beyannamesindeki kroki, 25.03.2019 tarihli keşifteki mahalli bilirkişi beyanı, mahkeme gözlemi, 25.04.2019 havale tarihli zirai bilirkişi ve fen bilirkişi raporu değerlendirildiğinde, 163 ada 2 nolu parselde hatalı sınırlandırma yapıldığının ve hatalı sınırlandırma sonucu oluşan taşınmazın zeminle uyuşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 163 ada 2 nolu parsel için Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan Kadastro Kanunu 22/a kadastrosu sonucu hatalı sınırlandırma yapıldığının ve hatalı sınırlandırma sonucu oluşan taşınmazın zeminle uyuşmadığının tespiti ile 25.04.2019 havale tarihli fen raporunda B harfi ile belirlenen 2.448,54 metrekare olan tescil harici kalan yerin son ada ve parsel numarası verilmek suretiyle bahçe vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 25.04.2019 havale tarihli fen raporunda 163/2 ile belirlenen 2.448,54 metrekare olan 163 ada 2 nolu parsel taşınmazın mera vasfıyla terkini ile özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, Solhan Kadastro Mahkemesinin 21.03.1985 tarih ve 1982/370 Esas, 1985/7 Karar sayılı kararıyla "Solhan İlçesi ..., Köyü hudutları dahilinde mera olarak tespit gören 429 nolu parselden 15.08.1984 tarihli bilirkişi raporunun (A) harfiyle gösterilen 2.500,00 metrekare genişliğindeki bahçenin ifrazı ile bu yerin köyün son parseli verilerek ...adına tapuya tesciline" karar verildiği, verilen hüküm Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği ve eski 644 parsel sayılı taşınmazın tapuya tescil edildiği, bahsi geçen dosyanın teknik bilirkişi raporunda, taşınmazın 429 sayılı mera parseli içerisinde gösterildiğinin anlaşıldığı, yörede yapılan uygulama kadastrosunun 03.07.2012 tarihinde kesinleştiği, çekişmeli parselin 163 ada 2 parsel numarasıyla ve 2.448,54 metrekare yüzölçümüyle tescil edildiği, uygulama kadastrosu yapılırken paftadaki kayıklıktan bahsedilmediği ve taşınmazın sadece yüzölçümünün düzeltildiği, mahkemece yapılan keşif, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre 1980 yılında yapılan kadastro tespitinde dava konusu taşınmaz tescil harici alanda kaldığı halde 429 sayılı mera parseli içinde sınırlandırıldığı, Solhan Kadastro Mahkemesinin 1982/370 Esas, 1985/7 Karar sayılı dosyasında bu husus farkedilmeden yargılama yapıldığı, taşınmaz hakkında hükmen tescil kararı bulunduğundan 2012 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında bu hususun düzeltilemediği, dava konusu taşınmazın mera parseli içerisinde olmayıp 25.04.2019 havale tarihli fen raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen tescil harici alanda kaldığı, paftasında konum hatası yapıldığı, mahkemenin bu yöndeki kabulü ile vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı açıklanarak, davalı Hazine temsilcisinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK' nin 33. maddesi uyarınca, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek ise hakime aittir. Mahkemece, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22/a maddesine dayalı olarak yapılan uygulama kadastrosundan kaynaklı tapu iptal ve tescil davası olduğu kabul edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş şekline göre davanın, tescil harici bırakılan taşınmaza yönelik tescil istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen ve teknik bilirkişi raporunda "B" harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü, tescil harici bırakılan alanda yer almaktadır. Tapuda davacı adına kayıtlı bulunan 163 ada 2 parsel (eski 644 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının hükmen oluştuğu sabit olup, dosya içinde yer alan Solhan Kadastro Mahkemesinin 1982/370 Esas, 1985/7 Karar sayılı dosyasında taşınmazın yeri, yapılan keşif, fen raporu ve ölçekli kroki ile belirlenmiştir. Buna göre 163 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 429 parsel sayılı mera parseli içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Bölgede yapılan 3402 sayılı Kanunun 22/a uygulamasında da taşınmazın yerinin, kadastro mahkemesi hükmü ekindeki fen bilirkişi raporu ile aynı olduğu sabittir.
Mahkemenin, 1982 yılında yapılan ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen yargılamada yanılgıyla karar verildiğine dair değerlendirmeyle, kesin hükmü ortadan kaldıracak şekilde, iş bu temyize konu dava dosyasında tescil harici alanda kalan "B" harfli taşınmazın, aslında 163 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olduğuna dair kabulü hatalı olup, bu kabul doğrultusunda, yargılamanın, 3402 sayılı 22/a uygulamasından kaynaklanan davalara özgü yargılama esaslarına göre gerçekleştirilip, tescil harici bırakılan yerle ilgili tescile ve dava konusu olmayan 163 ada 2 parselin sicilden terkini ile mera vasfıyla özel siciline tesciline karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın, tescil harici bırakılan yerde bulunan taşınmaza yönelik tescil istemi olduğu gözetilerek, tescil davasına özgü Kanun maddeleri, yerleşik Yargıtay içtihatları, ilke ve esaslar çerçevesinde yargılama yapılıp oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, davanın hatalı vasıflandırılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.