Esas No
E. 2010/8222
Karar No
K. 2011/11652
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi

E. 2010/8222 K. 2011/11652 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/8222, K. 2011/11652, T. 29.11.2011
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/8222
Karar No
2011/11652
Karar Tarihi
29.11.2011
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         2010/8222 E.  ,  2011/11652 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 2.1.1987 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 02.01.1987 olduğunun tespitini istemiştir.

Mahkemece, davacının çalışmalarının vahidi fiyata dayalı olduğu, vahidi fiyatla yapılan işlerin istisna akdine tabi olduğu, İş Kanunu hükümlerine tabi olmadığı, çalışmanın geçtiği ileri sürülen tarihe göre hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Dava, davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen sigortalı hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir. Davacının davalıya ait işyerinde (Orman Deposunda) orman ürünleri tasnif ve istif işinde "Zaman ve bağımlılık " unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalıştığı, giderek davacının iş gücünü belirli veya belirli olmayan bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmak suretiyle çalıştığı ücret ödemesinin ise vahidi fiyat üzerinden yapıldığı dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Öte yandan, 506 sayılı yasanın 2.maddesine göre bir hizmet akdine dayanak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan sigortalı sayılır. Başka bir anlatımla, bir kimsenin sigortalı sayılması için hizmet akdine göre çalışması yeterli olup, ücretin ödenme biçimi sonuca etkili değildir. Bundan başka tasnif ve istif işinde çalışan ve vahidi fiyat şeklinde ücret ödemesi yapılan kimselerin hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.

Öte yandan, her ne kadar davacının adının bulunduğu istihkak bordrosu dosyaya getirtilmiş ise de, davacı adına işyeri şahsi sicil dosyasının bulunup bulunmadığının giderek davalı işyerinden işe giriş bildirgesi ile ücret bordrosu düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılmaması da hatalı olmuştur. Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu Kurum ve Kuruluşlarında geçen çalışmalarla ilgili olarak, çalışmanın geçtiği kurum tarafından işe giriş bildirgesinin düzenlenmesi veya ücret bordrolarında prim kesintisi yapılması halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Bu nitelikteki işyerlerinde çalışanlarla ilgili belgelerin düzenlenmesi yönünden muvazaadan söz edilemeyeceği de açıktır. Ne var ki, söz konusu belgelerin ve kesilen prim tutarının, bilgisizlik, kayıtsızlık ve muhasebe hatası sonuca Kuruma intikal ettirilmemiş ve böylece Kurum kayıtlarında gözükmemiş bulunması da mümkündür. Bundan başka davalı Kurumun, Anayasa'dan kaynaklanan sosyal güvenlik hakkının ve ödevinin bir sonucu olarak yetkili elemanları eliyle ve tüzük hükümleri gereğince davalı İdareye ait işyeri ve kayıtlar üzerinde gerekli denetlemeleri yapma ve işveren İdareyi uyarma görevini yerine getirmediği de açık-seçiktir. Hal böyle olunca, idarece işe giriş bildirgesinin düzenlenmiş bulunması veya ücret bordrolarında işçiden prim kesilmesi durumunda 506 sayılı Kanunun 79/10.maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağının bulunmadığı da ortadadır. Tersinin kabulü ise, Kuruma ve işveren İdareye kendi kusurlarından, ihmal ve kayıtsızlıklarından yararlanma olanağını tanımak ve bunun hukuksal sonuçlarını da sigortalıya yüklemek olur ki, buna ne yasaca ve nede hukukça olanak yoktur.

Yapılacak iş, tasnif ve istif işinde geçen çalışmaların hizmet akdine dayalı olduğu kabul edilerek, anılan çalışmanın, gerçekten olup olmadığını, işe giriş bildirgesi veya ücret bordrosu düzenlenip düzenlenmediği, ücret bordrosu düzenlenmiş ise ücret bordrolarında prim kesintisinin bulunup bulunmadığı araştırılmak, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79/10. maddesinde öngörülen koşullarda göz önünde tutularak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, hatalı hukuki değerlendirme ile eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Hukuk Sigorta Hukuku 506 sayılı Kanun K506 md.79/10 K506 md.2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog