(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/7354 E. , 2012/19829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 16/06/2008 tarihinden itibaren davalı şirketin deposunda bedelsiz ürün bölümünde çalıştığını, 2010 yılı Şubat ayında bu bölümün sorumlusu olduğunun şifahen bildirildiğini, depoda 15 kişinin çalıştığını, deponun kameralar aracılığı ile yirmidört saat izlendiğini, davacıya depodaki malların hiçbir zaman tesliminin yapılmadığını ve sorumluluğunun verilmediğini, 25.10.2010 tarihinde depoda müvekkilin gıyabında nasıl yapıldığı belli olmayan sayım sonucunda açık çıktığından bahisle davacıdan istifa ettiğine dair kağıt imzalamasının istendiğini, müvekkilinin imzalamaması üzerine iş sözleşmesinin haksız ve sebepsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin haksız ve geçersiz olduğunun tespiti ile işe iadesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 19/10/2010 tarihinde depo sayımı sonrasında 3308 adet koku deneme ürününün eksik olduğunun ortaya çıktığını, eksiğin sebepleri araştırıldığında ... Mağazası müdürü ..., davacı ... ve dava dışı...'nın içinde bulunduğu bir yolsuzluğun ortaya çıkarıldığını, davacının işe başlarken imzaladığı taahhütnamede depodaki ürünleri muhafaza etmek üzere teslim ve devir alınmış mal niteliğinde sorumluluğu olduğunu taahhüt ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının koku deneme ürününün tabir edilen ürünlerden kendi şahsı için usulsüz işlem yaparak şahsi menfaat temin ettiği, yine diğer mağazanın eksik ürünlerini yine usulsüz işlemlerle benzer ürünler sağlayarak temin ettiği, davacının bu davranışlarının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin 2. bendi e fıkrasında belirtilen doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunarak iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı sebeple feshedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı ya da geçerli sebeple feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, işverence davacının iş sözleşmesinin, emniyetine bırakılan ve sorumluluğu altındaki malları koruma yükümlülüğünün usulüne aykırı şekilde kurum ilkelerine ve kanuni düzenlemelere aykırı olarak yerine getirmediği, bu ürünlerden bir kısmını kendisine mal ettiği, görevini suistimal ettiği ve davranışının ahlaka, sözleşmeye ve Kanuna aykırılık oluşturduğu ve bu davranışın 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesi'ne göre haklı sebebe dayandığından bahisle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, mağazanın anlatımları saptanan çalışanlarının açıklamaları dışında davacının usulsüzlükten sorumlu olduğunu gösterir bir delil bulunmadığı, usulsüzlükten sorumlu olan diğer mağaza çalışanları hakkında işveren tarafından nasıl bir işlem yapıldığının anlaşılamadığı ve aynı fiili işleyenlerden bazılarının iş sözleşmesinin feshedilip diğer bazılarının feshedilmediği takdirde eşitlik ilkesine aykırılık sebebiyle iş sözleşmesi feshinin haksız olacağının belirtildiği görülmektedir. Olayın ve uyuşmazlığın ve niteliğine göre hukukçu bilirkişiden rapor alınması doğru olmamıştır.
Bu nedenle bir serbest mali müşavir aracılığıyla fesih bildirimindeki olay ve olgular ile davacının görev tanımı göz önünde tutularak söz konusu işlemlerin davacının görev sınırı kapsamında kalıp kalmadığı ve davacı tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise işlemlerde usulsüzlük ve bu usulsüzlüğün oluşmasında davacının kusurunun bulunup bulunmadığı, bu işlemler sonucu haksız kazanç elde edilmesinin söz konusu olup olmadığı, davacıya atfedilen bu işlemlerin yapılan işin niteliğine göre davacı ile benzer iş yapan çalışanlarca da yapılmış uygulamaları ve diğer çalışanlarca yapılmış eylem ya da verilmiş olan talimat bulunup bulunmadığı, bu bağlamda işverence eşit işlem borcuna aykırı davranılıp davranılmadığı hususunda araştırma yapılarak ve sözkonusu ürünlerin giriş çıkışlarıyla ilgili uygulaması belirlendikten sonra ortaya çıktığı iddia edilen açığın gerçek olup olmadığı, davacının bu açıktan ne şekilde sorumlu olduğu, kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklığa kavuşturulmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan bu yönler gözetilmeden yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile oluşturulan hüküm hatalı olup bozmayı gerekirmiştir.