6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2021/4044 E. , 2022/4447 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -
Davacı vekili, dava dışı işçi tarafından müvekkilin aleyhine açılan iş davası sonucunda verilen kararın icraya konulması üzerine müvekkilinin icra dosyasına ödeme de bulunduğunu, personelle ilgili sourmlulukların davalılara ait olduğunu ileri sürerek, icra dosyasına yapılan 6.529,52 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Bir kısım davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava dışı işçinin ... Tur. Tic. Ltd. Şti. ve Onaran İnş. ... Tem. Turizm Ltd. Şti. firmasında çalışmasının olmadığından, bu şirketler hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile kabul edilen miktarlara dava tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dairemizin (Kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 12.02.2020 tarihli 2019/757 Esas, 2020/897 Karar sayılı ilamı ile; belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı ile davalılar ... Tur. Tic. Ltd. Şti. ve Onaran İnş. ... Tem. Tur. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşme ve teknik şartnamenin bulunmadığı, dava dışı işçinin bu davalılar açısından çalışmasının bulunmadığı, bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, dava dışı işçiye yapılan ödeme sebebiyle alt işverenin kendi döneminin tamamından sorumlu olduğu, taraflar arasındaki ilişki yapılan sözleşme bakımından davacı yönünden ticari nitelikte olmadığından kabule konu alacağa yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece ilk kararda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kabule karar verilen kısım yönünden ticari faize hükmedildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği ve davacı yararına bozulduğu anlaşılmaktadır. 1086 sayılı HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde çıkartılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtayın bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında, hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava dilekçesinde hükmedilecek miktara ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, ilk kararda ticari faize hükmedilmiş ve bu konu derecattan geçip kesinleşmiş olduğundan davacı lehine usuli kazanılmış hak meydana getirdiği halde bozmadan sonra yapılan yargılamada yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438. maddesinin 7. fıkrası gereğince kararın bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.